33.2 C
İstanbul
20 Temmuz 2024, Cumartesi
spot_img

KOKU

Koku, Patrick Süskind’ın kitabı. Almanya’da ilk yayımlanışından buna defalarca okunan, okuyucudan olumlu yorumlar alan bir kitap. Kitaptan o kadar etkilendim ki hemen ardından filmini de izledim. İki çalışmada çok başarılıydı.

Koku, sinemaya, ‘Perfume’ ya da ‘Bir Katilin Hikâyesi’ olarak geçti. Fransa, İspanya yapımı film dram olduğu kadar gerilim de içeriyor.

Yönetmen; Tom Tykwer, seslendirenler; John Hurt, senaryo; Tom Tykwer, Bernd Eichinger, Andrew Birkin, yapımcı; Bernd Eichinger.

Filmin konusu 18. yüzyıl Fransa’sında geçiyor; kitabın kahramanı Jean – Baptiste Grenouille doğduğu andan itibaren kokuya duyarlı biridir. Annesi onu öldü sandığı için balıkların arasına atar ama o ısrarla hayata tutunmaya devam eder.

Yıllar süren esaret hayatından sonra parfüm tüccarı onun burnunun hassaslığını fark eder ve satın alır. Bu kabiliyetli çocuk, onu zengin etmekle beraber, kendini aramaya da başlar. İnsanların farklı olarak görüp, yeni kokular elde etmeye çalışır. Bu arayış içinde kendi konusu olmadığını fark eder ve kokuyu hapsetme yollarını aramaya başlar. Bu merak onu katil yapar. Koku elde etmek için birçok güzel kadını katleder. Amaç bunların kokularından yeni bir koku elde etmektir.

Aslında kahramanımız, kendi kokusu olmamasının ya da farklı olmasının intikamını almaya çalışmaktadır. Ve doğuştan gelen bu eziklik duygusuyla, birçok kadını öldürmektedir. İçinde yaşadığı boşluk ve eziklik bunun sebebidir. Ama insanlar tarafından bu durum göz ardı edilerek sadece bir katil olarak algılanır. Aslında içinde yaşadığı trajediyi, bu şekilde bastırmaya çalışmaktadır. Onun bu kadar acımasız olmasının bir sebebi de duygu eksikliğidir. Ya da başkalarından farklı hislerle ya da eksik hislerle dünyaya gelmesidir.

Koku, bu anlamda bir katilin trajedisini anlattığı kadar Jean Baptiste’nin trajedisini de anlatmaktadır.

Filmin sonu yine başladığı kasaba da biter. Ortalığı karıştıran, kaç kadının ölümüne sebep olan Jean Baptiste yıllar sonra aynı yere döner. Bu yönüyle biraz Simyacı’yı anımsatmaktadır. Oyun yine başladığı yerde, kokunun son damlası dökülünce bitiyor.

Film, derin felsefelerle bilinçaltına hitap ediyordu. İnsan davranışlarının sebepleri, çocukluğuna dayanan nedenleri, ailesi ve toplum yapısındaki bozulmalar vs… Dikkatle izlendiği zaman, gizli kalmış çok konu yargılanıyor ve davranışların nedenleri ortaya çıkıyordu. Jean Baptiste’nin hayatı anlatıldığı kadar, başka insanların da hayatı anlatılıyor ve toplumun yapısına dair ipuçları veriyordu.

Kısacası zekâ gerektiren, laf olsun diye izlenmemesi gereken bir filmdi, Koku.

Ayrıca bu kadar derinliği olan bir konuyu işleyen, başka bir yazar ve senarist var mıdır, bilemiyorum!…

Neslihan Minel

Facebook Yorumları

Diğer Yazıları

Bizi Takip Edin

232BeğenenlerBeğen
114TakipçilerTakip Et
349TakipçilerTakip Et
2,300AboneAbone Ol
- Reklam -

En Son Eklenenler