SAATLER

0
4102

Bir şehre girdiğim zaman giriş kapısından tutunda, sütunlarına kadar her şeye dikkat ederim. Özellikle antika merakı olan ben, çarşı merkezindeki çeşmelere, anıtlara bakar onlarla fotoğraf çektiririm.

En beğendiğim şehirden biri Prag’dı. Buradaki eski kuleler, şatoları ne kadar hoşuma gitmişse saat kulesi de o kadar hoşuma gitmişti. İnsanların toplanıp saat başında alkış yapması ilgiyle izlenen bir şeydi. Saat kulelerinin şehrin kültürüne çok şey kattığını burada gördüm.

Daha sonra bizim ülkemizi düşündüm. Bizde de önemliydi saat kuleleri. Antalya, İzmir ve Çorum’da da dikkatimi çekmişti mesela. Sonra Haydarpaşa’daki saatler vardı, kocaman beyaz, yuvarlak trenin üstünden bana bakan. Ne zaman böyle saatleri görsem tren yolculuklarım aklıma gelir. Uzun kış geceleri karlı Anadolu ovalarından geçen trenler.

Eskiden köstekli saatler vardı. Erkeklerin cebinden itinayla çıkardığı.

Bu mekanik saatlerin çalışma biçimi ‘Hiçli Sistem’dir.

Radyolarda, duvar saatlerinde, antika objelerde de saat kullanılmıştır.

Birçok eşyaya üstünlük katan saatlerin; mine kadranı, akrep kovanı, sarkacı, zembereği vardır. Bazıları kurmalı ve ayaklıdır. Özellikle eski evlerde guguklusu vardır. Bu kadar çok karmaşık yapıya sahip saatler yapılırken diğer iş kollarından yardım alır. Bunların belli aralıklarla bakılması ve yağlanması gerekir. Astrolojik saatlerle Galat Akari denilen saat cinsleri de vardır.

Sadece bunlarla kalmaz saatler, zamanı gösteren süslü aletler resimlere, kitaplara, filmlere de konu olmuştur. Saatleri Ayarlama Enstitüsü aklıma gelenlerden ilkidir. Salvador Dali’de saatleri eriterek tablosuna katmıştır.

Bunun yanında aklıma gelmeyen daha ne çok kitap, resim, film var bilemiyorum.

Yıllar öncesinin gözde mesleği olan saatçilik telefonların çıkmasıyla beraber tarih sayfalarının arasında kaybolmaya mahkûm olacak gibi. Gelişen teknoloji her şeyi yok ettiği gibi bunu da yutacak sanırım. Ama olsun biz yine de bütün gayretimizle saatlerimizi korumaya devam edeceğiz.

Neslihan Minel

Facebook Yorumları