ALMAN GELİN

0
1550

Almanya’ya geldikten sonra üç koca yıl memlekete dönemedim. Anama sattığı tarlanın parasını ödedim. Üç yıl bu dile kolay. Memleket hasreti içimde kocaman bir ateş… Taşını, toprağını, ölüsünü, delisini, uyuz itlerini bile özledim. Her gece rüyalarıma girmeye başladı. Bu seneki iznime gün sayıyorum. Alakasız bir zamanda bunu ağzımdan kaçırıp Elisa’ya söyleyiverdim. Tek kelime Türkçe bilmeyen kadın şıp diye ne dediğimi anlayıverdi. Beni de götürmezsen anlaşmalı evlilik yaptığımızı söylerim. Bana para cezası keserler ama seni Almanya’dan atarlar diye tutturdu. Sordum soruşturdum aynen dediği gibiymiş. Uçak bileti, pasaportu, masrafı bir yana ben bunu köye nasıl götürürüm. Annem yaşında kadın… Milletin maskarası olacağız besbelli.

Çaresiz bunu da aldım geldim. O Türkçe bilmiyor, ben Almanca. Tarzanca zar zor anlaşabiliyoruz. Memlekete gelir gelmez ne kadar akraba hısım, komşu, mahalleli varsa ilk günden evimize doluşuverdiler. Ben utancımdan yerin dibine geçiyorum. Elisa ise gördüğü ilgiden deli divane. Başkaları ne dedi bilmiyorum. Ama anam “bu gerçekten senin karın mı?, diye sordu? Üstelik mektupta yazmıştım. Kâğıt üzerinde evlendik, herkesin evi ayrı, kab kacağı ayrı diye. Yabancı kadın bizimkiler gibi evde çamaşır bulaşıkla vakit mi geçirir? Nereye gitsem kuyruk gibi peşimde… Bütün İznik’e eğlence olduk o yaz. Milletin can sıkıntısına meze olduk.

Yaşlı adam bana baktı. Öteki arkadaşlar kendi arasında fısıltıyla bir şeyler konuşuyordu. Anladığım kadarıyla sıktıysam artık anlatmayayım demek istiyordu. “Ben yaşlandım artık. İnsan kocayınca maskara oluyor. Kafanızı şişirdiğim için kusuruma bakmayın. Yeter bu kadar,”

“Çay söyleyeyim ben. Sen de dinlen biraz, Boğazın kurumuştur. Anlattıkların yarım kalmasın dede. Bitinceye kadar hepsini anlat. Biz de hep bu yaşta kalacak değiliz. Bak yaş çoktan kemale erdi. Sen onlara aldırma. Anlat, hem çayımızı içelim hem anlat.”

Yaşlı adam küçük insanların sıradan ama kanlı canlı, sıcacık, samimi yaşam öykülerini anlatıyordu. Arada sırada anlattığı olayların ana yolundan ayrılıp dar bir sokağa sapıyordu. Oradan geri gelip konuya dönünceye kadar anlatacağı şeyleri unutup gidiyordu.

Elisa’nın ulu orta sigara içmesi, erkeklerden utanıp sıkılmaması bizimkilere tuhaf geldi. Gelenek görenek falan ne bilsin. Bizim buralar sıcak. Kadın tiril tiril giyiniyor. Anam ise orasını burasını kapatacağım diye başında fır dönüyordu. O zamanlar bizim evde şohben, duş falan yok. Kazanla su ısıtıp odanın içindeki banyo dolabında dökünüp çıkıyoruz. Kadın her gün duş alıyor. Hem de sabah sabah. Anam iki de bir manalı manalı bakıyor. Bir gün dayanamamış olacak yanıma sokulup “ Hani karın değildi? Her gün yıkanıyor bu, dedi. Gâvurlar cünüp olmadan da yıkanır. İyi de ben niye yıkanmıyorum?, dedim. Gâvur mu oldum? Elisa vücut temizliğine dikkat ediyor ama pasaklının biri. Çıkardığını ortalığa atıyor. Kız kardeşim bütün gün onun döküntüsünü toplamaya uğraşıyor.

İzindeyken teyzemin oğlunu everdiler. Düğüne gitmesem olmaz. Elisa’yı götürmesem iyi ama nerde bırakacaksın. Küçük çocuk gibi peşimden ayrılmıyor. İznik, İznik olalı beri böyle cümbüş görmemiştir. Her oyuna kalkacak, kim ne yapıyorsa aynısını o da yapacak. Çiftetelli de oynuyor bizim alman, zeybek de. Elbette beceremiyor ama insanlar onu izleyip gülmekten yerlere yatıyor. Dur desem laftan anlamaz, otur desem takmaz ki. Elisa iri yarı katana beygiri gibi bir kadın. Ben başıma bela olarak görsem de yiyecek gibi bakanlar, bıyık buranlar dolu. Onlar bakıp güldükçe bizimki gördüğü yoğun ilgiden aklını tırlatacak. Bütün hayatı boyunca gördüğü ilgiyi toplasan bizim buradaki bir düğün gecesi etmez. İyice şımarıyor, meşrepleşiyor… Adamın başını belaya sokar o şekil yani. Kalabalıktan biri cimdik atmış buna. Çığlığı basıverdi. Ne olduğunu da anlamadım. Bu anlatıyor ama Almanca bilen mi var. Kim, nerde, falan deyinceye kadar suçlu ortadan kayboldu. İyi ki kayboldu, dalmasan erkeliğe mok sürülecek. Dalsan karakolluk olursun. Alman seni gümrükten içeri komaz. Sabıkalı diye.

Anam bizimkilere anlatmış. Karısı falan değil bu gavur diye. Bu da başımıza bela oldu iyi mi? Kırk yıl düşünsem aklıma gelmez. Amcamın hanımı yıllar önce ölmüştü. Babaannem büyütmüştü iki kızını. O zamanlar almışına gelmemiştir belki. Bir gün evimize geldi. Benimle konuşacağı önemli bir mesele varmış. Alışık olduğum bir durum değil. Ömrüm boyunca amcamla aramızda önemli bir mesele geçmedi ki . Ben evli değilsem bu alman karıyı o alsaymış ya. Amca diyorum, resmi nikahlıyız diyorum. Ben boşanmadan seninle evlenemez diyorum. Bakalım o seni ister mi diyorum. Ben boşanırsam Almanya beni gerisin geri sepetler diyorum. Dilimde tüy bitti amcam ikna olmadı. Sanki tapulu malım… Amcama devredeceğim olacak bitecek. Traktör mü be amcam bu? İnsan bu . Hem de Alman insanı. Saçının teline zarar ver, büyükelçilik ta buralara kadar adam gönderir. Bizi kim takar.

Bursa
Mart 2018

Seyfullah

Facebook Yorumları