DOĞAN MEDYA EL DEĞİŞTİRİYORMUŞ…

0
1359

Orta büyüklükte bir TV kanalının 320 milyon dolara satıldığı ülkede koskoca medya imparatorluğu bir milyar dolara satılır mıymış? Bu işin altında bir iş varmış… – mış da mış…

Ticaret bu. Alan memnun satan memnum. Kime ne?

Efendim rekabet kurulunun bu işe dur demesi gerekiyormuş. Çünkü bütün medya iktidar yanlısı olmuş…

Ben, dünya görüşü belli ve bu doğrultuda tavrını sarsılmaz biçimde ortaya koyan insanları severim. Kendisini korumak için güçlü karşısında ezim ezim ezilenleri, hele hele kendisine inananları satanları, hiç ama hiç sevmem.

Mesele kendisine tüm kapılar ardına dek açık olduğu anda yükselmek değil; tüm kapılar kendisine kapalı olsa da inandığını doğru bildiğini sonuna dek savunarak yükselebilmektir.

Şimdi birileri diyecektir ki;

“Köpek var taş yok,
Taş var köpek yok,
Köpek padişahın köpeği
Yiğit isen at taşı

Evet, tam da böyle…Yiğitlik, bilinç, dava adamı olmak tam da o an taşı atabilmektir. Yoksa garibanın köpeğini taşlamak değil.

Doğan Medya Grubu, masallardaki gibi devlere kurbanlar vererek ayakta kalabileceğine inananlardan farklı değildir. Bilirsiniz o masallarda devler doymak bilmez. Kurban verdikçe halk, daha çok ister. Ancak o masallarda destanlarda zekasıyla, yiğitliğiyle halkı zulümden kurtaran kahramanlar da vardır. Halkların sevgisini sonsuza dek kazananlar da işte o kahramanlardır. Kurban verenlerin ise adı bile okunmaz…
Gelin daha önce konuyla ilgili yazdığım yazılardan birini yeniden paylaşalım:

İKTİDAR – MEDYA – SERMAYE

İktidar- Medya – sermaye ilişkileri üzerine fazla kafa yormaya gerek yok.

Bu ülkede demokrasi var, diyen gazeteci çıksın konuşalım.

Türkiye demokrasisinin en hain sülükleri, her devrin adamı yalaka gazetecilerdir. Çünkü onlar doğruyu görüp eğri yazmayı var olmalarının gerekçesi gördükleri için ülke bu hale gelmiştir.

Bugün aslan kesilen Ertuğrul Özkök 2007’de nasıl ve neden bir anda çark ettiğini açıklamalıdır.

Aşağıdaki iki paragraf ibret tablosudur. Uluslararası Gazetecilik Enstitülerinde basının ne olmaması gerektiği konusunda ders olarak okutulmalıdır.

“WSJ Türkiye, 8 Ağustos’ta yaptığı haberde Doğan Grubu’nun patronu Aydın Doğan’ın bir süre önce çalışanlarına yaptığı bir konuşmada, “Her gün hükümeti eleştirmek gazetecilik değil. Ülkede siyaset dışında da bir sürü şey oluyor. Ben bir servet kaybettim. Ama hep arkanızda durdum. Siz de benim arkamda durun” ifadelerini kullandığını yazmıştı.

“Erdoğan’dan sık sık eleştiriler alan Doğan Grubu bugüne kadar birçok kez vergi cezaları ile gündeme geldi. 2007 yılında genel seçimlerden once Petrol Ofisi’ndeki 1.2 milyar liralık vergi borcunu 275 milyon TL’ye indiren Doğan Grubu’na maliye 2009′da da 4,2 milyar lira ceza kesti. Yargı süresinin sonunda Doğan Grubu’nun cezası 988 milyon lira olarak belirlendi.”

Şimdi bir daha soralım: Bu çarkların bedeli yaklaşık 4 milyar liralık af mıdır?

“Tarafsız olan bertaraf olur. “ biz bu sözü unutmadık. Eminim TUSİAD’cılar da Sayın Aydın Doğan da unutmamıştır.

Dün Ecevit karşısında sayfa sayfa ilanlarla aslan kesilenler, nedense kendilerine “Tarafsız olan, bertaraf olur.” ültimatomunu çekenler karşısında süt dökmüş kediye dönmüşler; ancak laik ve demokratik Türkiye’den yanaymış izleniminin nimetlerinden yararlanmaya devam etmişlerdir.

Onlar, “gibi” yaparak öncelikle laik cumhuriyet karşıtlarına çok önemli bir geçiş zemini hazırlamışlar ve laik cumhuriyet savunucularını aldatmışlardır.

Doğan Medya’yı Demirören grubu almış. Bakıyorum da kimi demokrat ve laik cumhuriyet savunucuları Doğan Medya yası tutuyor.

Bence Doğan Medya’yı Demirören grubunun alması çok da iyi bir olaydır.

Demirören grubu, “gibi” davranan bir grup değil; tersine nitelikleri ve safı ortada bir grup.

Ben ne anketlerden fal bakarak niyet okur, şikâyet ederim; ne de meydanlara çıkıp slogan atarım.

Laik ve demokrat bir Türkiye’ye yürekten inanan biri olarak yaptığım şey çok basittir.

Laik ve demokrat Türkiye düşmanlarını çok iyi bilirim.

Ne onların televizyon kanallarını izler, radyolarını dinler, ne gazetelerini okurum, ne akaryakıt istasyonlarına yanaşır ne tüpünü kullanırım; kimse benim onların fındığını fıstığını, çöreğini bisküvisini satın aldığımı söyleyemez.

Şok şükür bugüne dek ne aç ne açıkta kaldım.

Hem laik demokratik cumhuriyet savunucusuyum diyeceksin; hem de bu değerlere düşmanı diye veryansın ettiklerinin kesesini dolduracaksın…

Geçin efendim geçin…

Hayvan terli, yemiyor…

Hamdi Topçuoğlu

Facebook Yorumları