DÜNYA ÇETREFİLDİR, YAŞAM ALENGİRLİ

0
5002

Seninle yalnız kalmak istemiyorum. İnsan içinde değil ama ama bir başımıza kalınca yaptıklarımı yüzüme vurursun. Eski defterleri açarsın. Zaten hatamı kabul edip senden özür de dilemiştim. Çekiniyorum işte. Kimse yanlışlarının tekrar tekrar gözüne sokulmasından hoşlanmaz. Sen olan biteni çoktan unuttun belki. Her şeyi kendi kendime de kuruyor olabilirim. Elimde değil. Seni görür görmez aklıma hep aynı şey geliyor. Kalabalık bir salondayız. Kimisi çay içiyor. Kimisi gülüşüp şakalaşıyor. Masaların başında halka olmuş insanlar yavan bir ilgiyle birinin anlattığını dinliyor. Konuşan gördüğü ilgiden mutlu… Bir heves, bir heyecan… Almış gazı coştukça coşuyor.

Sen hep bana bakıyorsun sanmıştım. Beni çok beğeniyorsun. Arada bir yanıma oturduğunda falan zevkten dört köşe oluyorum. Bu kız diyorum, kendi kendime. Benim için deli oluyor. Beğenilmek, sevilmek ne güzel bir duyguymuş meğer. Mevsim zaten bahar… Aklımda, çiçekler, kelebekler böcekler. Okulmuş, geçim derdiymiş kimin umurunda. Dünya yansın varsın. Ayakkabılarım birazcık eski sadece. Sık sık boyuyorum ama tabanları pide gibi yayılmış. Sadece aklım buna takılıyor. Çok yakışıklı olmak istiyorum. Ve öyle görünmek… İçimde kocaman bir heves, kocaman bir heyecan… Yarı rüyada, yarı uyanığım sanki. Yıllar sonra, şimdi bile anlatmaya kelimelerim yetmiyor.
Masa tenisi oynayanlara mı bakıyordun sen? Sadece ayakta çay mı içiyordun? Ne yaptığın umurumda bile değildi. Orada tek başınaydın. Benim için önem önemlisi bu. Böyle zamanlarda hep önemli şeyler söylenecektir zaten. Ben de cümleye öyle başladım. Biz arkadaşız zaten, dedim. Bu yüzden sana arkadaşlık telif etmeyeceğim. Arkadaşlıktan öte bir şey istiyorum. Bütün yaşamımı senle geçirmeyi… (Şimdi olsa sevgili olmak istiyorum derdim belki.) Arkadaşlıktan evliliğe geçen tren bu kadar hız yapamaz. Raydan çıkıp telef oluverir. Şaşırdın sanki kararsız, afallamış kalakaldın. Ben şimdilik böyle ciddi bir ilişki içine girmeyi hiç düşünmüyorum, dedin. Oysaki evet demeliydin. Olur, kabul ediyorum, demeliydin. Çünkü kafamda olan biteni bu şekilde kurgulamamıştım. Sen bana bakıyordun, beni beğeniyordun, gelip yanıma oturuyordun. Olmaz diyebileceğini aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Koca salon kafamda bir fırıldak gibi dönmeye başladı. Başımdan aşağıya terler boşaldı. Ellerim titremeye, yüzüm kızarmaya başladı. Yanında kalsam herkese rezil olacaktım. Sessizce ve sakinliğimi korumaya çalışarak salondan çıktım gittim.

Dar çevrelerde, aynı okulda, aynı iş yerinde olan insanların birbirlerinden kaçabilmesi zordur. İstemeseler bile karşılaşmak zorundadırlar. Ben artık buharlaşıp uçmak istiyorum. Görünmez olmayı… Ne yaptım ki ben? Nasıl bir hale düştüm? Kendi kendime bir düş seçtim. Ve kendimi bu düşe kapıp koyverdim. Görünce tanımazdan gelemezdim seni. Selamlarım soğuk ve yüze zorla takılmış bir gülümsemeden daha fazla olamazdı ki. Görmezden gelsem birilerinin dikkatini çeker. Sizin aranızda ne var diye soranlar çıkar. Hem dargın, hem barışık… Hem mahcup, hem arsızca… Seninle yalnız kalmak istemiyorum. Bunu sana söyleyecek yüzüm de yok. Alışkanlık yapmasa bari… Bu iki oldu. İkisinde de trafik levhalarını yanlış okumuşum meğer. Çıkmaz sokakta saplanıp kalıverdim.

Ben bir ayrılık öyküsü yazmadım. Bir sevdayı da allayıp pullayıp anlatmadım. Dünya çetrefildir, yaşam alengirli… Otuz sekiz senelik evlilik mi olur? Her şey insanın elinde değil. Yazılan gelirmiş başa. Yazan koyu yazmış. Hızını alamamış altını çizmiş. Hatta onunla da yetinmeyip etrafını çerçeveye almış. Elden ne gelir? Hadi Madem Kutlu Olsun…

Mayıs 2020 – İzmir
Seyfullah

Facebook Yorumları