MADAM KARİNE’NİN DÜŞLERİ -2

0
1727

Aşk, gece yarısı uyandırabilir mi seni? Yoksa özlediğin hisleri düşünmekten mi uykun kaçar? Günün içinde ne yaşamışsındır ki seni böyle rüyalarından eden? Birini görmüşsündür belki de uzun zaman hayal ettiğin biri? Ulaşılmaz olduğunu düşündüğün kişi  biranda çıkıp gelmiştir yanına ve sen işte oracıkta kalakalmışsındır. Zamanın durduğu ve beyninin uçtuğu bir andır o an. Ne yaşın, ne kilonun, ne de nerede olduğunu unuttuğun bir an. Vücudunun anlamsızca titrediği, hormonlarının dalga dalga gelgit yaşadığı dakikalarda seni farkında olmadan mutlu eden kalbinin çırpınışları… Sahi o da kim? Rüyalarındaki adam…  Hani şu uzun zamandır beklediğin?  Amerikan filmlerinden çıkan bir oyuncu gibi uzun boylu, saçları uzun ve sık, yakışıklı bir çehrede ela mı bal rengi mi anlayamadığın renkli gözler, geniş omuzlardan inen tuttu mu bırakmayacak gibi duran güçlü kollar ve sanki altın orana sahip bir beden. Ya karakteri? Sesi, sevdiği, sevmedikleri? Bu kadar karmaşayı düşünmek neden? Boşvermek lazım bunları, görüntü tıpkı hayalindeki değil miydi? Güzel düşünmek lazım, karakteri de güzel çıkar elbet.

Ah Madam Karine, yine aşkın gece düşleri mi uyandırdı seni? Öyle tatlı ki hissettiklerin, kalbinin yeniden uyanışında duyguları yalnız yaşamaya bile razı olduğun, hayalindeki kişiyle geçirilecek vakitlerin düşlerini kuruyorsun. Gözlerin kapanmaya zorlansa da yaşamak istediğin duygular daha çok aralar göz kapaklarını. Yatakta dönüp durmaya başladığında uykun düşlerle savaşır.

***

Madam Karine bir bardak su içti, pencereye yürüdü ve hafif aralık duran camı sonuna kadar açtı. Tüm bedenini sarmalayan hücrelerine dolan aşkın acısıyla evin köşelerine yürüdü. Uyur gezer gibi ama uyanık. Yaşayıp yaşamayacağını bile bilmediği düşleri kurmanın o dayanılmaz lezzetini tatmak için düşündü durdu. Yatağında karışık duran çarşaflarının arasında kaybolmuş rüyasını yakalayabilir miydi yeniden uyusa? Saat gece yarısı üç veya dört. Gecenin tatlı serinliği çıplak ayaklarına kadar geldi açık duran pencereden. Uzun zamandır kimsenin dokunmadığı ellerine baktı Madam Karine. Ellerini ısıtacak ellerin varlığını hayal etti. Uzun zamandır beklediği o sıcak omuza başını yasladığını düşündü. Her nefes alışta çarpan kalbi dinlediğini. Sıcak nefesin saçlarında gezinirken uzun zamandır tatmadığı hislerle yüzünü okşayan yumuşak el; onun eli, aşkın eli. Saçlarında bu el gezinirken gözlerini kapatıp bir kedi gibi başını daha sıkı yasladı hayalindeki omuza Madam Karine. Ah ne güzel bir düş? Hiç bitmemeli. Daha fazlasına gerek yok? Bu düşü tamamlayacak olan tek bir şey, küçük bir sevgi fısıltısından sonra gözlerin buluşması, uzun zamandır o bekleyişin sorgulandığı ama asla yargılanmadığı bakış…  Sonrasında nefeslerin buluştuğu bir düştür Madam Karinenin düşü. Öyle masum, kendi adı gibi temiz. Sadece böyle bir düş; saf. Hayalindeki insanın karşısına çıkmasıyla yüreğinin gündüz yaşadığı vurgun duyguları kullanıp bir gece vakti aniden uyandıran masum bir düş. Gece yarısı düşü…  Kimsenin görmeyip kimsenin bilmediği…  Belirsizliğin çok ötesinde. ..

Soğuk bir esintinin göğsüne vurduğu serinletici hissin etkisinde bu düşün gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini düşündü Madam Karine.  Yıllar sonrasında karşısına çıkmışken? En önemlisi de uzun zamandır taşa dönmüş ve yosun tutmuş Madam Karinenin kalbini yumuşatmışken? Kalbine ılık ılık inen bir sıcaklığın uzun zaman dokunulmamış bedenini saran duyguların yoğunluğunda yatağına uzandı Madam Karine.

Aşk zamanı olmayan bir duyguydu. Ne sabah, ne akşam, ne gençlik, ne yaşlılık, ne de kim olduğun hatta evli olup olmaman bile önemli değil.

Ah Madam Karine… Ah…

Nevriye Gürel
Aralık 2018

Facebook Yorumları