27.7 C
İstanbul
29 Haziran 2022, Çarşamba
spot_img

RUSYA UKRAYNA KRİZİ

Dünya yeni bir savaşa hazırlanıyor gibi duruyor. Moskova yönetimi silahlandı. Bir taraftan askerleri sınırlara yığarken bir taraftan da hastaneler kurmaya başladı. Ukrayna’ya gelen yardımlar da savaş tezini doğruluyor.

Putin’in 150 bin askerinin hazır olduğu yerde büyük sonuçlar beklediği kesin. Yoksa bu kadar emek boşuna gider.

Bu hamle fırsat olabilir. Rusya’nın eski gücünü tekrar kazanmasını sağlayabilir.

Fakat Avrupa bu işgale sessiz kalmaz. Bu da en az bir yıl kriz demektir.

Daha önce izlediğim Leningrad, Stalingrad filmleri Rusya’nın kış mevsimini iyi anlatıyordu. İnsanlar soğuktan ve açlıktan ölüyordu. Bu da kış mevsiminde olmamızdan dolayı durumun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyordu.

Rusya, Çin’den sonra kara sınırları en büyük ülkeydi. Ama toprakları tarıma elverişli değildi.  Soğuklar -68 °C kadar düşebiliyordu.

Dünyanın coğrafi bakımdan en büyük sayılan ülkesinde farklı kültürler vardı.

Kiril alfabesi kullanan insanlar, para birimi olarak ruble kullanıyordu. Bizim 1 liramız 10 rubleye eşitti.

Her ülkenin tarihinde gerilediği, ilerlediği devreler olduğu gibi Rusya’da aynı şeyleri yaşamıştı. Gorbaçov’dan sonra SSCB’nin bitti gibi olması sonra Boris Yeltsin dönemi ve Rusya’nın parçalandığı yıllar…

On beş bağımsız ülkeye ayrılan Ruslar için Türkler o tarihten sonra önemli oldu. Türkiye bu ülkeleri ilk tanıyan devlet olmuştu çünkü.

Uzay çalışmalarıyla Yuri Gagarin, ilk kadın astronot ve ilk köpek uzaya gönderilmişti.

Silaha ve uzaya yatırım yapan Rusya, maliyet muhasebesi yapamadığı için gerilemeye başlamıştı. Putin’in gelmesinden sonra Rusya’da ani bir dönüş olmuştu, bu da ayrı bir süreçti.

Putin’in sıfırdan buraya gelmesi. KGB’den yetişmesi, ülke çıkarları için ailesini bile feda edecek kadar idealist olması, onu yirmi iki yıl ayakta tutmuştu. Bu gidişle de tutmaya devam edecekti. Çünkü oturduğu koltuğun hakkını veren, akılcı politikalarıyla halkın güvenini kazanan biriydi. Fotoğraflarında gördüğüm kadarıyla, her şeyi ben bilirim, spor yaparım, şarkı söylerim, arkeolojiden de anlarım izlenimini veriyordu.

Cenk Başlamış’ın “Rusya’yı Ayağa Kaldıran Lider: Vladimir Vladimiroviç Putin” kitabını okuduğum zaman, gizemli KGB ajanının nasıl yükseldiğini görüp, Leningrad sokaklarından Kremline kadar uzanan süreci çok iyi anlamıştım. Peri masalını anlamanız için bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Türkiye Rusya ilişkileri…

Rusya, bizim en büyük, en eski ve en çok savaştığımız komşumuzdu.

Moskova Antlaşması’yla Türkiye’yi ilk tanıyan ülke Rusya olmuştu.

Türkiye Rusya ilişkilerinde, Çeçen savaşlarından sonra kaos başlamış ipler yeniden gerilmişti.

 

2004 – 2011 yılları arasında ilişkimiz iyi giderken Esat’ın durumundan dolayı işler tekrar bozulmuştu. Çünkü Esad yönetimine verdikleri destek aşikârdı. O da pastadan pay almak istiyordu.

24 Kasım 2015’de Rus uçağının düşürülmesiyle işler daha da karıştı. Hava sahası ihlalleri ve uçak olayı bize on milyon dolara mal oldu. İş adamları geri döndü. Bu arada kaçırdığımız ihaleleri saymıyorum zaten.

Bu krizlerdeki, ambargolardaki amaç bölgedeki jandarma görevini sürdürebilmekti. Halen devam eden ambargo söylentileri bu planın bir parçasıydı.

Sonra vize sorunu ortaya çıktı, vize almanın ne kadar zor olduğu bilinirken, işler bir kez daha karıştı. Bu da bizim için zaman ve para kaybı demekti.

Bir süre sonra iki ülkenin çıkarları söz konusu olduğu için tekrar barış imzalandı ve domatesler, portakallar tekrar yola çıktı.

2019 yılının Rusya’da Türkiye yılı, Türkiye’de Rusya yılı ilan edilmesinden dolayı her şey yoluna girdi.

En büyük komşumuzla olan ilişkilerimiz yıllarca böyle inişli çıkışlı devam etti…

Araf’ta kalan ülke Ukrayna…

Bir tarafta Avrupa bir tarafta Rusya halk sürekli sokaklarda…

Ukrayna, 24 Ağustos 1991yılında Sovyetler Birliği’nden ayrıldı. Yeni kurulan bir ülke olmasından dolayı epey zayıf bir ülke ayrıca kaynakları da sınırlı. Daha önce Rusya muslukları kapatınca zor durumda kalmıştı. Avrupa’dan yardım gelmemesi de onların zayıflığını göstermişti.

Liderleri Rus yanlısı Victor Yanukoviç sokaklarda protesto edildi. Halk meydanlarda toplanıp günlerce gösteri yaptı. Daha sonra kırk sekiz kişi yakarak öldürüldü. Bu olaylardan sonra Avrupa yanlıları zafer kazanmış gibi görünse de Kırım bölgesi Rusya’ya kaldı. Bu düşüşten sonra Victor Yanukoviç, Rusya’ya sığındı.

Bu olaylar onların ne kadar zayıf olduğunu gösteriyordu. Ukraynalıların kendi yolunu çizebilmesi için epey zaman gerekliydi ya da AB’den yardım alacaklardı. Zaten onların şu ana kadar ki planı da buydu. Fakat Putin o kadar güçlü bir lider iken bunun olması imkânsızdı.

Rusya, Ukrayna’nın NATO’ya girmesinden korktuğu için kendini sağlama almaya çalışıyordu.

Tabii kim komşusunun güçlü olmasını ister ki?

Şimdi sırf kendini korumak amacıyla bu kadar asker göndermesi de garip değil mi?

Washington yönetimi uzlaşmacı tutum izleyerek zaman kazanmaya çalıştı ya da Putin’in nasıl bir strateji uyulacağını çözmeye çalıştı. Emmanuel Macron’un 6m2 beyaz masanın etrafında yaptığı toplantı da bu planın bir parçasıydı. Putin’in yapacağı hamleyi tahmin etmek.

NATO bu duruma müdahil olur mu bilinmez ama şu an ki sorun bütün dünyayı ilgilendiren bir durum.

Bu problemi sadece Avrupa ülkeleri değil, dünya üzerindeki bütün ülkeler izliyor özellikle de uyuyan dev Çin.

Coğrafya kader miydi?

Avrupalıların BOP planı yüzünden Ortadoğu hiç rahat yüzü görmedi. Su ve petrol kaynaklarından dolayı, büyüklerin fil yolu üzerinde bulunuyordu çünkü.

Dış güçler İran – Irak savaşında insanları birbirine düşürdüler. Irak’a demokrasi getireceğiz diye girdiler ve özerk bölgelere ayırdılar. Şimdi de ortalığı topluyormuş gibi davranıyorlar.

Daha sonra başlayan Suriye savaşı. Çıkarları olan ülkeler sınırı olmasa bile asker gönderip, uçaklarla bomba atıp, Suriye’yi paylaştılar.

Vietnam, Kore ve Afganistan’da yaşananları biliyoruz. Japonya, Hiroşima’yı hâlâ unutmadı.

Küresel emperyalizm, postmodernizm başlıkları altında tek devlet, tek tip insan yaratma çabası… Yıllarca süren savaşlar, paylaşılamayan topraklar ve ezilen halk…

Kapitalist toplumlarda insanlara düşünme ve seçme özgürlüğü verilmemesinden dolayı ısrarla insanlar tek bir kılıfa sokulmaya çalışılıyor. İsyan edenler de büyük fillerin ayakları altında eziliyor. Ortadoğu’da ve Ukrayna’da olduğu gibi…

Yeni bir savaş süreci, silah zenginleri yarattığı kadar petrol zenginleri de yaratacaktır. Yükselen altınla tüccarlar vurgun yapacaktır.

Olası bir savaşta, uçak krizinde olduğu gibi portakallar geri gelecek, turizm baltalanacak, ihaleler kaçacak, şirketler iflas edecektir.

Umarım bu süreç bir an önce barışla sonuçlanır bir daha da kriz yüzü görmeyiz.

Neslihan Minel

Facebook Yorumları

Diğer Yazıları

Bizi Takip Edin

232BeğenenlerBeğen
98TakipçilerTakip Et
344TakipçilerTakip Et
2,040AboneAbone Ol
- Reklam -

En Son Eklenenler