TÜRK İNSANINA KRİZ YÖNETİMİ ÖNERİLERİ

0
1621

Şaşırılacak bir şey yok, iktidara, paraya ve güce aç, ancak liyakat sahibi olmayan kadrolarca ele geçirilen ekonomi, nihayetinde tükendi ve geri döndürülemez bir çöküş başladı.. Bundan sonra ah vah etmenin de bir yararı yok. Her ne yaşanacaksa, yaşayıp göreceğiz, sonuçlarına da hep birlikte katlanacağız..

Bu gün, bireyler, toplum kesimleri olarak, bu vahşi dönemden nasıl geçeriz, nasıl atlatırız diye düşünüp, çözüm önerileri geliştirmeyi denemek istedim. Büyük şehirde yaşayan bir insan olarak, sadece o gerçekleri biliyorum, dolayısıyla önerilerim daha çok şehir insanlarına dönük.

Öncelikle şunun altını çizmek isterim, doların 5 liraya dayandığı (yazıya 6 Ağutsos günü başlamışım, sadece 3 gün sonra, tam devam edecekken, “doların 6 TL’ye dayandığı” diye değiştirmem gerektiğini gördüm!. Bir dakika sonra da 6,22 yi gördüm) , doğal gaza %50, elektriğe %30, benzine otomatiğe bağlanmış sürekli zam yapılan, merkez bankası başkanınca “reel gelirin düşürüleceği” açıklanan bir ülkede hiç kimse gelişmelerden kaçamaz.. Yani ” benim param var, bana bir şey olmaz” diye düşünmek, olumsuz sonuçları bertaraf etmez.. Böyle bakınca, önerilerimin pek de işe yaramayacağını söyleyebiliriz, ama hiç değilse bu yangın devrini daha az hasar ve mahcubiyetle geçirmemizi sağlayabilir belki..

Aklıma gelmişken şunu da eklemek isterim, iktidarı elinde tutan bu beceriksiz ve iş bilmez kimseler (başta AKP kadroları) her yaptıkları başarısız işi, sanki iyi bir iş başarmışlar gibi allayıp pullamayı, hedef saptırmayı pek iyi bilirler.. Bunu yapamıyorlarsa eğer, o zaman da kabahati “dış mihraklar” “bize ekonomik savaş açıldı” “terör” gibi muğlak bazı odaklara yükleyerek, kendilerinin ne kadar akıllı ve öngörülü olduklarını pompalamaya çalışırlar. Bütün başarısızlık, yasa dışılık, diplomasiye aykırılık vs, ne varsa, çarpıtıp, farklı algı yaratarak kavramların içini boşaltmak konusunda pek mahirler. Oysa, sadece döviz kuruna bakarak, bir iktidarın başarısı hakkında not verebiliriz. İngiliz bir çift var, arkadaşlarım.. İki emekli insan. Aynen bizim aldığımız emekli maaşı düzeyinde maaş alıyorlar.. 1500 pound civarı.. İkisi de emekli, ve ellerine ayda 3000 pound kadar bir para geçiyor. İngilterede olsa, sadece mütevazı bir hayat yaşayabilecek bu insanlar, Türkiye’de aylık 20.000 TL’yi aşan gelirle, refah içinde yaşayabiliyorlar. Neticede, aylık 400 dolarlar düzeyindeki asgari ücretle (bu da yazının başladığı gün için doğru idi, bu gün itibarı ile asgari ücret 280 dolar düzeyine inmiş durumda, ben bu satırı yazana kadar da 250 dolara düşmüş!!!) Türkiye asla bir başarı değil, Türkiye dünya emperyal sistemine 80 milyon tane köle sunan, çökmüş, tozu dumanı tüten bir yangın yeri..

Gelelim ailelerin kurtarma planına… Bundan sonra, sadece tasarruf kelimesini düşünmek gerekiyor. Tüm eski harcama alışkanlıklarımızı terk etmek..

Başlayalım:

Bir ailenin temel gider kalemleri:
Barınma, ısınma, ulaşım, haberleşme, gıda, eğitim, giyim, sağlık… Bunlarla ilgili konuşalım..

Daha da düşürülecek reel gelirlerle yaşamaya çalışan bir ailenin geçinebilmesi, hatta bir arada durabilmesi bile, maalesef oldukça zor görünüyor. Büyük şehirler, nispeten daha yüksek paralara iş bulunabilen yerler belki.. Ama masrafları da küçük kentlere oranla yüksek. Benim, özellikle emekliler için önerim, büyük şehirleri terk etmeleri. Kira bedellerinin çok daha düşük olduğu küçük şehirler, kasaba veya köylere taşınmaları. Böylelikle, kira giderlerini, aylık 250-300 tl ye kadar düşürebilirler.

Isınma konusu da benzer, büyük şehirde yaşayanlar, şu an için %50 artmış olan korkunç doğalgaz faturalarıyla karşılaşacaklar ve bu henüz başlangıç! Döviz tırmandıkca, fiyatlar daha da yükselecek..aile bütçesinden ısınmaya ayrılan pay artacak! Hatta muhtemelen hükümet, başka zararlarını kapatabilmek için ve “itibardan tasarruf edilemeyeceği” için, bu konuyu bir gelir kalemi olarak planlayıp, kaçınılamaz bir gider olduğu için, üzerine daha da yüklenecek..

Süte ciddi bir zam oldu.. Litresi 2 liraya yaklaştı ve besiciler hala mutlu değil. Eğer bu son zam gelmeseydi, çoğu besici, hayvanlarını kesime gönderme noktasına geliyordu. Yine de bu son zammı yeterli bulmuyorlar. Her neyse, bu günkü maliyetlerle bakacak bile olsak, 8 kilo sütten bir kilo peynir olduğuna göre, daha mandırada, sadece süt maliyeti 16 TL/Kg olan peynir, muhtemelen sofralara 50 liraya yakın bir fiyattan ulaşabilecek. Kendi yerli tarımsal üretimini öldürmek pahasına et ithalatına yönelen, dünyanın en gelişmiş tarım ülkesi olduğu, tarım bakanınca iddia edilen Türkiyemiz ( şaka mı bu adamlar??) acaba döviz kurları bu seviyelere gelince ne yapacaklar? Tedbir olarak, kırmızı eti terk etmekle başlayın, zaten kırmızı et alacak paranız olmayacak. İmkan varsa, yumurtayı kendi tavuklarınızdan sağlayın. İnsan, protein yemek zorunda, et fiyatlarına, gelirler yetmeyeceğine göre, hiç değilse süt ürünleri ve yumurta sofraya gelebilmeli. Yoğurdunuzu, becerebiliyorsanız peynirinizi de kendiniz yaparak bu maliyetleri düşürmeye bakın.

Evinizin aylık elektrik tüketimine bakın..TL olarak değil.. Ayda kaç Kw tüketiyorsunuz? Amacımız Kw’tan tasarruf etmek.. TL’den değil. Elektrik tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. Tabii su tüketim alışkanlığımızı da.. Ayda kaç M3 su tüketiyorsunuz? Hedef bunu azaltmak olmalı. Bulaşıkları nasıl yıkıyorsunuz? Nasıl duruluyorsunuz? Bunlara hep dikkat etmek lazım.
Eve damacana ile içme suyu alıyorsanız… Bundan da vaz geçmenin zamanı geldi. Belediyeye gidip, çeşme suyu analizlerini talep edebiliriz. Belki biliyorsunuz, piyasada satılan damacana suların önemli kısmı, şebeke sularından elde ediliyor, yani bizler de evlerimizde nitelikli içme suyu elde edebiliriz, filtre sistemlerini araştırmakta çok büyük fayda var.

Haftada kaç kez yıkanıyorsunuz? Fazla! Bu sayıya da dikkat edin, yıkanırken sadece su değil, suyu ısıtmak için elektrik ya da doğal gaz da tüketiyorsunuz. Dikkat etmek gereken bir konu. Ayrıca yıkanma sürenizi de kısaltın, buna özel dikkat gösterin, artık banyodan daha çabuk çıkılacak!

Kış geliyor, bildiğimiz kışlardan çok daha soğuk bir kış! Yatak odalarını ısıtmamayı düşünebiliriz.. Evlerimizde sadece bir ya da iki mekanı ısıtıp, diğer yerlerin kaloriferlerini kapatmalıyız. Yatak odasının ısıtılmaması fikri ilk etapta kötü gibi gelse de, daha sağlıklıdır. Söylediklerim abartılı gibi görünüyor olabilir, ama korkarım böyle bir yaşam tarzı, hepimiz için bir zorunluluk olacak.. Acaba evlerinizde ısı izolasyonu ne durumda? Çift cam, çok ciddi tasarruf sağlayabiliyor. Bu yatırımı yapacak imkan yoksa, kışın, en azıdan bazı odalardaki camları naylonla kaplayabilirsiniz. Kalorifer petekleri ile dış duvar arasındaki boşluğa polistren köpük ya da stiropor levha koyarak, dışarıya ısı kaçışını engelleyebilirsiniz. Yazın klima kullanıyor musunuz? Vaz geçin! Alternatif olarak vantilatör kullanın, hem daha sağlıklı, hem de çok daha ekonomik bir serinleme yöntemi. (aylık Kw tüketim hedefinizi düşürmenize de yararı büyük olacak, hedefi tutturabilirsiniz böylece)

Arabanız var mı? Satmayı düşünmez misiniz? (Hele birden fazla aracınız varsa) Özellikle ülkemizdeki yöneticilerin yetersizlikleri nedeniyle, motorlu araç sahibi olmak hep bir vergi ve ceza kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Hiç hesap ettiniz mi, bir araba sahibi olmanın aylık maliyeti nedir? MTV, otopark ücretleri, Kasko bedelleri, trafik sigortası, bakım, amortisman ve değer kaybı gibi görünür ve görünmez giderleri alt alta yazdığınız zaman, her ay çok ciddi bir maliyetle karşı karşıya olduğunuzu bulabilirsiniz. Eğer iki aracınız varsa, birini satmayı ciddi ciddi düşünün. Yok, bu mümkün değilse, yine de aracınızı daha az kullanmak için plan yapın. Araç kullanımınızı, yakıt tüketiminizi düşürmeyi hedefleyin. Büyük şehirlerdekiler, özellikle park parası ödememek için, biraz yürümeyi göze alarak ara sokaklara park edin.

Kedi köpek besliyor musunuz? Evcil hayvanınız var mı? Hazır mama almamaya çalışın. Tavuk eti hala nispeten ucuz, bütün tavuk alıp, haşlayıp, hem suyunu hem kemiklerini vs değerlendirebilirsiniz. Hazır mamadan çok daha ucuza gelecek. Evet, çok pratik değil belki, ama ekonomik.

Evinizin aydınlatması nasıl? Ne tür ampul kullanıyorsunuz? Ampullerin tamamını LED’e çevirin. Kullanmadığınız yerlerdeki aydınlatmaları kapatmayı unutmayın. Bir kenarda çalışıp duran, ama izlemediğiniz TV, kapatın. Sadece gerçekten izlediğiniz zamanlarda açın. TV yayınını kabloyla almak yerine, bildiğiniz antenle bedelsiz olarak almayı deneyin. Kablo televizyon yayınını evlerimize getiren firmalar abonelik ve ücretler konusunda çok talepkarlar.. Aboneliğinizi iptal ettirmeye kalkınca göreceğiniz gibi, bunu imkansız kılabilmek için ne zorluklar çıkardıklarını hayal bile edemezsiniz… Asla çıkmamanız için her türlü haksızlık, hukuksuzluk ve zorlukla karşılaşıyorsunuz. Ama yılmayın, bu gibi aboneliklerinizi iptal ettirmeyi deneyebilirsiniz. Ayrıca her ay tekrar eden her türlü aboneliklerinizi de gözden geçirin, gerekli olmayan ya da lüks olan aboneliklerinizden çıkmaya çalışın.

Abonelik demişken, her ay önemli bir gidere neden olan, haberleşme giderleri önemli. Cep telefonu faturanızı sürekli kontrol edin, farklı operatörleri gözleyin, daha ucuz paketlere geçmeye çalışın. İhtiyacınızdan fazla olan, kullanmadığınız paketleri küçültmeye çalışın. Cep telefonu operatörleri bu konuda çok kurnaz, hakkınızın peşinde olun, pes etmeyin, gerekirse tüketici mahkemelerine gidip, haksız talep edilen abonelik bedellerini almaya çalışın. Cep telefonu paketinde, en abartılı bedellere neden olan mobil internet kullanımınıza özellikle dikkat edin, mümkün olan her yerde wifi kullanmaya gayret edip, çaba gösterin. Belli bir düzenle abonelik kontrollerinizi yapın, mesela her yılın 1. ve 6. aylarında tarife kontrolünüzü yapmayı ihmal etmeyin, eğer kontrol etmediğinizi fark ederlerse, faturanız bir şekilde yükselecektir, unutmayın! Ayrıca bu Ocak ve Haziran kotrollerinizde başka operatörlerin benzer paket fiyatlarını da gözden geçirin. Şaşırarak göreceksiniz ki, operatörler arasında, mukayese yapılamasın diye, birbirinin aynısı paket neredeyse hiç yok, yani bizden gizlemeye çalışılan bir şeyler var, iyi takip etmek şart olan bir konu. Telefon aboneliklerinde dikkate almak gereken bir diğer konu da taahhütlü tarifeler. Operatörünüz size bir yıllık abonelik garantisi vermeniz durumunda aylık faturanızdan diyelim ki 10 TL tutarında bir indirim yapıyorlar, ama siz arada bir yerde, başka bir operatörde daha iyi bir tarife bulacak olursanız, bu defa da ceza ile karşılaşıp, yine mevcut operatörünüze mahkum hissediyorsunuz, ve çoğunlukla kalıyorsunuz. Dolayısıyla, özellikle tarife devir zamanınızı çok iyi takip edin, ve tam da o dönemde, yeni bir operatör arayışına girişin, hiç değilse cezasız çıkmayı başarabilirisiniz.

Bankaların hesap işletim ücreti adı altında aldıkları paraların yasal olmadığı kararı mahkemeden yeni çıktı. Yine de, bankalar çeşitli isimler altında tüketicilere sürpriz bedeller yansıtabiliyorlar, bu konularda da devleti vatandaşın yanında görmek mümkün olmuyor. Haklarınıza dikkat edin, mesela kredi kartı bedeli olarak bazı bankalar ek bedeller tahsil ediyorlar, ve bunu otomatik yapıyorlar, yani sizden bir onay istenmiyor, çoğunlukla haberiniz olmaksızın hesabınızdan düşüm yapılıyor. Oysa bazı bankalar bu bedelleri talep etmiyorlar, hesaplarınızı kontrol edin, böyle bir uygulama varsa, o banka ile ilişkinizi gözden geçirin.

Gelirlerin düştüğü, yoksullaşmanın arttığı böylesi bir dönemde, muhtemelen para biriktiremeyeceksiniz, ama olur da paranız varsa, bunu dövizde tutun. Çöpte değil. Ya iyi faiz getirisine bağlanın, ya da döviz, altın gibi, beceriksiz yönetimlerce manipule edilemeyecek mali araçlara yönelin. Unutmayın, eğer yerli para biriminde kalacaksanız, sizi hiç değilse enflasyonun aşındırıcı etkisinden korumasını sağlayın, yani pozitif reel faiz talep edin. Diyelim ki enflasyon %20 ise, bunun üzerinde bir faiz aldığınızdan emin olun. Açıklanan enflasyon hedefleri ve oranlarına hep şüpheyle yaklaşın, bu rakamların gerçeği yansıtmayabileceğini hesaba katın.

Kredi kartı kullanmayı bırakın, kredi kartı, çok tehlikeli bir şeytan icadı, pek çok ailenin çökmesine, mali krizlere girmesine neden olmuş bir sistemdir. Bunu kullanmayı bilemeyen, ya da düşük gelirli kimseleri borç batağının içine çekmekte, bütün geleceğini ipotek altına almaktadır. Önümüzdeki dönemde kimsenin iş garantisi olmadığına göre, gelir garantisi de yoktur. Yani kredi kartı kullanımından vaz geçmelisiniz. Bunun yerine, bankanızdan alabileceğiniz “debit kart” a yönelebilirsiniz. Debit kart, önceden para yatırdığınız ve bu “mevcut” parayı harcadığınız, paranız bitince de fazladan harcama yapamadığınız bir karttır, bütcenizin içinde kalmanızı garanti eder, hesapsız harcama yapamazsınız.

Sağlık harcamalarınızı da kontrol altında tutmanız lazım. Hasta olmamaya bakın.. Eğer hasta olursanız, özel hastaneleri unutun. Üniversite hastaneleri ve devlet hastanelerine gidin, evet sıra bekleyeceksiniz, evet işleriniz yavaş yürüyecek belki, ama büyük tasarruf edebileceğiniz bir kalemdir bu.

Eğitim konusu da bir ailenin en önemli harcama kalemlerinden.. Bu konuda zaten çok olumsuzluklar vardı, şimdi daha da kötüleşiyor durum.. Kabaca bir hesap yapacak olursak eğer, bir çocuğun 21 yaşına kadar yetiştirilmesinin maliyeti (eğitim giderleri dahil) yaklaşık 150.000 dolar. Bunun sadece eğitim için harcanmış olan kısmı, 100.000 dolar civarındadır. TL olarak baktığımızda yaklaşık olarak 600,000 TL gibi bir yatırımdan söz ediyoruz. Eğer bu günkü faiz hadleriyle bakacak olursak, bu gibi bir yatırımınızın size ayda 10.000 TL getiri sağlaması gerekir. Yani çocuğunuzu okutmasaydınız, özel okul giderlerini biriktirseydiniz, kenara koyacağınız para, size ayda 10.000 TL getirecekti!! Boğaziçi Üniversitesi’ni dereceyle bitirmiş, çift anadal yapmış olan bir çocuğumuz var, mezuniyet not ortalaması 3,89 ! Bu delikanlı şu an, asgari ücret + 100 TL, yani 1700 TL’den iş bulabildi, uluslararası bir finans şirketinde! Eğitim konusunda durum bu, artık çocğunuzu okutup okutmamak, ya da yurt içi ya da yurt dışı imkanlara bakmak, tamamen sizin kişisel vizyonunuza, yaklaşımınıza, hayat görüşünüze kalmış…

Bu kadar zaman, tasarruftan söz ettik, şimdi bir de üretkenliğe bakalım. Nerede yaşıyor olursanız olun, kaç yaşında ve hangi eğitim düzeyinde olusanız olun, kendinizi üretken kılın, üretken tutun. El becerileriniz ya da entelektüel birikiminizin para edebilecek alanlarını değerlendirmeye çalışın. İnternette araştırın, muhakkak sizin becerebildiğiniz o yeteneğe ihtiyaç duyan birileri vardır, olacaktır. Üretin ve piyasaya sunun. Asla büyük ticari ve psikolojik risklere girmeyin. Küçük olsun, sizin olsun.. Yatırım gerektiren işlerden uzak durun. Sosyal çevrenizle ilişkilerinizi canlı tutun, psikolojinizi yüksek tutun. Eş dost ve akrabalarınızla dayanışma içinde olun. Borç ve alacak ilişkilerine dikkat edin. Düşük profilli bir hayat sürün, lükslerinizden vaz geçmeyi bilin.

Kriz döneminden en az hasarla çıkmanızı dilerim… Unutmayalım, anahtar kelime TASARRUF!

Ahmet Altan
Ağustos 2018