2019’UN HEDEFİ 1919 !

0
2681

31 Mart 2019 yerel seçimleri öncesinde havada bir bahar esintisi, bir demokrasi fısıltısı hissetmiş miydiniz?

Diyeceksiniz ki, biz demokrat ve aydınlanmacı vatandaşlar, Mayıs 2007 Cumhuriyet mitinglerinden başlayarak, Haziran 2013 Gezi direnişinde coşarak, 16 Nisan 2017 Anayasa referandumu ve 24 Haziran 2018 CB lığı Seçimleri öncesinde adil olmayan seçim koşullarını dengelemeye çalışarak, aslında hep bu fısıltının peşinde koşuyor, ancak bir türlü bu fısıltıyı bir çığlığa dönüştüremiyorduk yıllardır…

Lakin burası Anadolu; yüzyıllarca Osmanlı yöneticilerinin, yanı başlarındaki halkları kalkındıran Aydınlanma devrimine gözlerini kapatıp kulaklarını tıkayarak ve çağın çok gerisinde kalarak, halkını cehalet ve yoksulluğa mahkum ettiği, ve fakat yine de 20. yüzyıla yaklaşırken yetişen parlak gençlerin aydınlanma çağını yakalamasını engelleyemediği, ve sonuç olarak günümüzden tam yüz yıl önce o cahil ve tükenmiş halk çoğunluğunun, tüm cehaletine rağmen, bulunduğu ümitsiz durumdan çıkışın, akıl ve bilimin yol göstericiliğinde kurtuluş planları yapan olağanüstü bir liderin etrafında kenetlenmekte olduğunu sezinlediği, kurtuluş sonrası ise “yurtta barış, dünyada barış” ilkesi ile humanist bir aydınlanma devrimini benimsediği topraklar buralar…

Ve tarihin şu güzel tesadüfüne bakın ki, tam da Anadolu’nun bağımsızlık ve aydınlanma savaşının başlangıcının 100. yıldönümü yaklaşırken, Anadolu Aydınlanma devriminin yıkımına halkın dur dediği bir yerel seçim yaşadık 31 Mart’ta. Halkın geleceğini, üretkenliğini, refahını ve birlikte yaşama inancını güvence altına alan Cumhuriyet kurumlarını ve binbir emekle inşa ettiği çağdaş kültürünü, onlarca yıldır sistemli bir şekilde parçalayıp dağıtan gericilik hareketinin toplumu sürükleyeceği kaçınılmaz sonun yalnızca ekonomik iflas ve çağın dışına itilmek değil, halkın egemenliğinin, bağımsızlığının ve güvenliğinin de yitimi olduğu gerçeğinin giderek daha büyük halk kesimleri tarafından anlaşılıp, bu tehlikeye karşı bir tepki geliştirildiğine tanık olduk 31 Mart’ta. 100 yıl önce halkın önüne konulan, çok güzel bir başlangıç yapan, ancak zaman içinde sömürgeciler ve gericiler marifetiyle rotasından çıkartılan bir hedefi yeniden rotaya oturtma tepkisi bu: Anadolu halkının, çağdaş uygarlığı yakalama hedefini yeniden ülkenin önceliği kılma ve bu hedef etrafında birleşme özleminin bir dışavurumu…

Bu halk tepkisinin başarılı bir şekilde örgütlenmesinde, muhalefet bloğunun oluşturduğu olumlu işbirliği ve özellikle CHP’nin, Büyükşehir Belediye Başkan adayları seçiminde geçmişte düştüğü bazı büyük hataları tekrarlamayarak, Cumhuriyet ilkelerine bağlılığı, geçmiş hizmet deneyimleri ve dürüst sicilleri ile önceliklerinin yalnızca halkın yaşam kalitesini ve refahını artırmak olacağından hiçbir şekilde kuşku duyulmayacak kişileri aday göstermesi etkili oldu. Ve böylelikle, uzun yıllardır hasret kaldığımız bir siyasetçi profiliyle karşılaştık bu yerel seçimde: Sorunlara akılcı yaklaşan, planlama/hesap yapabilen, hiçbir şekilde popülizme başvurmayan, çağdaş, yetkin, ahlaklı, sahici, çıkar gruplarına değil, tüm halka eşit biçimde hizmet etmek için göreve gelmek isteyen ve bu isteğini toplumu bütünleştirici ve umut aşılayıcı bir sevgi diliyle ifade eden bir siyasetçi profili.

Adaylar arasında işi en zor olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu idi kuşkusuz: İstanbul gibi gerek nüfusu, gerekse sorunları dev boyutlarda olan ve onlarca yıldır bu dev sorunlara planlı, bilimsel, bütüncül çözümler geliştirilmek yerine rant hedefli büyük projelerle iyiden iyiye kaotik, boğucu ve sağlıksız bir yerleşime dönüşen bu uçsuz bucaksız şehrin belediye başkanlığına soyunmak herşeyden önce cesaret, özgüven, çalışma disiplini ve hepsinden öte, Anadolu’yu, bu kadim şehri ve insanlarını çok sevmeyi gerektirir. Ve kısa sürede gördük ki sevgili Ekrem İmamoğlu’nda bu özelliklerin hepsi de fazlasıyla var, ama bunların dışında da azim, kararlılık, mücadele gücü, hedefe kilitlenme, ikna ve hitabet yeteneği, insancıllık, dürüstlük ve samimiyet var. Özetle dört dörtlük bir Cumhuriyet bireyi var karşımızda; eşitliğe, özgürlüğe, kardeşliğe inanan, herkese saygı ve sevgiyle yaklaşan son derece sahici bir insan. Bu siyasetçi 1919 umut yılının 100. yıldönümünde Türk halkının yerelden başlayarak yeniden birlik olması, toplumsal bir uzlaşı zemini oluşturması ve kaldığı yerden çağdaş uygarlık hedefine yeniden kilitlenmesi için büyük bir fırsattır. 31 Mart yerel seçimlerinin haksız rekabet koşullarına karşın bileğinin hakkıyla kazandığı istanbul büyükşehir belediye başkanlığı elinden hile ile alınsa da, 23 Haziran’da tekrarlanacak seçimi bir kez daha kazanacağından, farklı hilelerle tekrar engellenmesi durumunda ise bundan böyle önüne konulacak her engelden daha da güçlenerek çıkacağından kimsenin şüphesi olmamalı.

Öte yandan bu yerel seçim sürecinde ulusal çapta sergilenen toplumsal uzlaşı ve diyalog arayışı, sevgi dili ve insancıl, barışçıl, çağdaş uygarlık hedefine yüzünü dönüş çabasıyla, ülkenin dünya siyasetçilerine yaydığı bir insanlık deneyimi var ki o da şudur:

Anadolu, geçen yüzyılın başında olduğu gibi bu yüzyılın başında da, dünyanın ırkçı, ayrımcı, sömürgeci, demagog siyasetçilerin elinde korkunç insanlık dramları yaşadığı, yeşermeye çalışan demokratik sistemlerin popülist söylemlerle yıkıma uğratıldığı, uygarlığa ulaşmaya çalışan toplumların gerici yönetimlere mahkum edilerek geleceklerinin karartıldığı bir dönemde, insanlığın mutluluğunun olmazsa olmaz şartının tüm toplumlara kapsayıcı ve eşitlikçi davranmak olduğunun, toplumların bir bölümünün ayrıma uğratılarak aşağılandığı ve sömürüldüğü bir dünyada, geri kalan bölümünün asla huzura eremeyeceğinin, tüm dünyaya bir kez daha gösterildiği coğrafya olacak…

Zübeyde Gülboy

Facebook Yorumları