AKIL MI NAKİL Mİ?

0
1049

Dün yolda Basiret Düzgider’le karşılaştım.

– Birlikte yürüyelim, dedi.

Bu kez hemen sorulara başlamadı; ama durmadan bir şeyler mırıldanıyordu:

Pısa, tımss, pırls….
Pısa, pısa,.tımss, pırls…

– Basiret Bey, çok neşelisiniz, demiş bulundum.

– Hele konuşalım, neşeli miyim kederli mi anlarsın, diye atladı.
Pısa, Pısa, Pısa…

– Program for International Student Assessment adını duydun mu sen?

Bir eğitimci olarak elbette biliyordum:

– Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı’nın kısaltılmışı…

– Peki Pırls’ı da biliyor musun?

– “Progress in International Reading Literacy Study, yani “Uluslararası Okuma Becerilerinde Gelişim Projesi”

– Öyleyse Tımss’ı da söyle?

– Third International Mathematics and Science Study , O da “Uluslararası Matematik ve Fen Becerilerinde Gelişim Projesi”

Cebinden gazeteleri çıkardı. Hızlı hızlı okumaya başladı.

Haber 1.
Uluslararası Okuma Becerilerinde Gelişim Projesi(PIRLS) çerçevesinde yapılan değerlendirmede 35 ülke arasında Türkiye`nin 28. sırada yer aldı.

Haber 2
Yapılan bir araştırmaya göre ihtiyaç maddeleri sıralamasında Türkiye`de kitabın 235. sırada yer aldığı, uluslararası ortalamada öğrencilerin evlerinde 25`ten fazla kitap bulunurken, Türkiye`de çocukların sadece yüzde 19`unun evinde 25`ten fazla kitaba sahip olduğu belirtildi.

Araştırmaya göre, Türkiye`de nüfusun yüzde 40`ının hayatı boyunca kütüphaneye gitmediği, yüzde 31`inin birkaç kez gittiği, kütüphaneye gidenlerin ise sadece yüzde 8`inin kitap okumak amacıyla gittiği kaydedildi

Yine bu araştırmaya göre en çok basılan 5 kitabın sırasıyla; Keloğlan masalları, Nasrettin Hoca fıkraları, anonim Türk masalları, Dede Korkut hikayeleri ve Ömer Seyfettin hikayeleri olduğu, yabancı kitaplar arasında en çok basılan eserler arasında ise La Fontaine fablları, Andersen masalları, Grim masalları ve Çocuk Kalbi`nin yer aldığı kaydedildi.

Haber 3
Objektive Araştırma Merkezinin 16 Türk Üniversitesi’nin öğrencileri arasında yaptığı araştırma, 100 üniversiteliden 40’ının son bir yıl içinde hiç kitap okumadığını, öğrencilerin yüzde 78’inin ise ek gelir için çalıştığını ortaya çıkardı.

Haber 4.
Uluslararası raporlara göre, TIMSS 2007’ye sadece sekizinci sınıf düzeyinde katılan Türkiye, matematik alanında, 57 ülke içerisinde 37. sırada yer almıştır.

Basiret Bey, okurken ben de onun böyle bir günde gazete kesiklerinden bunları okumasının gerekçesini anlamaya çalışıyorum;

Basiret Bey, bir başka cebine daha uzanıyor, birkaç gazete kesiği daha var elinde. Hemen okumaya başlıyor:

“İngiliz Legatum Enstitüsü`nün refah listesinde Türkiye 110 ülke arasında 80`inci sırada.”

Türkiye, ekonomide 69, fırsat eşitliği ve girişimcilikte 53, yönetimde 51, eğitimde 82, sağlık hizmetlerinde 57, can emniyetinde 83, kişisel özgürlükte 95, sosyal sermaye de ise 108`inci sırada.

Enstitüye göre, kişisel hak ve özgürlükler konusunda Afrikalılar`ın çoğu Türkler`den çok daha özgür. Türkiye`nin 95`inci sırada bulunduğu bu listenin altlarında Çin, Zimbabwe ve Tayland hariç Müslüman ülkeler yer alıyor.

Legatum Enstitüsü`nün, sosyal ilişkiler ve sosyal bütünlük olarak tanımladığı sosyal sermaye sıralamasında ise 108`inci sıradaki Türkiye`nin altında sadece iki ülke var:
Bangladeş ve Pakistan.

Tam, “Bitti mi?” diye soracaktım ki, okumaya devam etti:

“Dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik, kimya, matematik dersinin tartışma konusu olduğunu göremezsiniz. Ne hikmetse zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi tartışma konusu olur. Eğer olsun mu olmasın mı diye tartışılacaksa uyuşturucu bağımlılığından, terörden, şiddetten neden şikâyet ediliyor. Zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersini tartışmaya açarsanız tabii uyuşturucu gelir, şiddet gelir, ırkçılık gelir onun yerini doldurur. “

Okumayı bıraktı:

– Adam haklı dedi, yüzünde öfke ötesi bir duygu. Ve ekledi: IŞİD zebanileri zorunlu din dersi alsalardı çöllerde diri diri adam mı keserlerdi; cemaat, tarikat yurtlarında sübyancılık mı oynanırdı…

Bu sözlerin kime ait olduğunu bildiğim için birden telaşlandım:

– Basiret Bey, susun dedim. Yerin kulağı var. Allah korusun. Yarın 19 Mayıs. Bayram mayram demezler. Kendimizi bir anda Düverek’te buluruz. Unutmayın OOHAL (Olağan Olağanüstü Hal) var. Altı ay içeride tutarlar. Kimsenin ruhu bile duymaz.

Basiret Bey yüzüme baktı:

– Bu ülkede basiret sahibi milyonlar var. Onların tümünü yok etmeden ne yapsalar boş, dedi.

Kinayeler bir yana, bu iktidarın tek ajandası vardır: Atatürk Cumhuriyetini yıkmak.

24 Haziranın, bu milletin gelecek yıllarda 19 Mayısları, 23 Nisanları, 29 Ekimleri kutlayıp kutlamama iradesini ortaya koyacağı bir gün olduğu acı ama gerçektir.

Bu iktidarın 16 yıldır okullarda aklın yerine nakli yerleştirmek istemelerinin tek gerekçesi budur.

Hamdi Topçuoğlu