31.8 C
İstanbul
20 Temmuz 2024, Cumartesi
spot_img

DÖNEN DÖNSÜN; BEN DÖNMEZEM YOLUMDAN -2

DÖNEN DÖNSÜN; BEN DÖNMEZEM YOLUMDAN
(Pir Sultan Abdal)

MİLLİYETÇİLİK
Milliyetçilik kavramı, 1924 Anayasasının 88. Maddesinde: “Türk ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle Türk denir.” Şeklinde tanımlanmıştır.
Bu kavram, CHP’nin 1930 programında; “Bir millet, birbirlerine dil, kültür ve ideal birliğiyle bağlı vatandaşlardan oluşan sosyal ve siyasal bir oluşumdur.” şeklinde ifade edilir.
Yine Atatürk’ün; “Bizim aramızda yaşayan, politik ve sosyal bağlarla Türk milletine ait olan tüm vatandaşlarımızı biz kendi insanlarımız olarak düşünürüz; aralarında “ Kürtçülük”, “Çerkezlik”, ve hatta “lazlık” gibi fikirler ve duygular yerleşmiş olsa bile, onlar bize aittir. Mevcut yanlış anlayışlar ancak mutlakıyet yönetimlerinin ve uzun süren tarihsel baskıların ürünüdür ve biz en içten çabalarımızla bunları ortadan kaldırmayı görev sayarız.” sözleri genç cumhuriyetin temel ilkelerinden milliyetçiliği ayrımcı değil, farklılıkları toparlayıcı bir ilke olarak benimsediğinin açık bir göstergesidir.
Kimilerinin zaman zaman hedef aldığı “Ne mutlu Türk’üm diyene”( olana değil) sözü bireyin irade beyanını önemseyen bir sözdür ki yukarıda sözünü ettiğimiz değerleri kendisinde bulanların söylemesini gerektirir.
Türk milliyetçiliği kavramının alanları farklı olsa da Bilge Kağan’a ve Kaşgarlı Mahmut’a dayandırmak hiç de yanlış değildir. Yine Karamanoğlu Mehmet Bey de gerçek bir milliyetçidir.
Osmanlıda, Fransız İhtilalinin düşünsel etkileri “Tanzimat Fermanı”yla gündeme yoğun bir biçimde girer.
İlk akımlar da Osmanlıcılık ve Ümmetçiliktir.
Sözgelimi “ Vatan Şairi” olarak nitelediğimizi Namık Kemal Osmanlıcıydı. Ona göre “aynı vatanda, ortak çıkarlar içinde ve eşit haklarda yaşamak” yeterliydi.
Osmanlıda Ümmetçilik fikrinin yeşermesini sağlayan önderlerden en önemlisi de Mehmet Akif Ersoy’u da derinden etkileyen Cemaleddin-i Efganî’dir.
Milliyetçilik fikri, bu topraklarda ancak 19. YY’ ın son çeyreğinde varlığını hissettirmeye başlamıştır. Türklerin “ Etrak-ı biidrak” ( anlayışsız kaba) olarak algılandığı; Türkçenin yüzyıllarca aşağılandığı bir egemen kültürde Türk milliyetçiliğinin toplumda karışığını bulması hiç de kolay olmamıştır.
Türkçülük akımının doğuşunda Avrupalı Türkologların çok önemli payı vardır: 1850’lerde Macar şarkiyatçısı Vambery ( Reşit) derviş kılığında İstanbul’dan Çin’ e kadar “ Türkçe konuşarak” seyahat etmiş: Türkleri, Türklüğün önemini uzak Asya’ya gittikten sonra daha iyi anladım.” demişti.
Radlof’un Almanca Rusça karşılıklı “Türk Lügati”ni, Leon Cahun “ Asya Tarihine Giriş”ini yazması; 1893’te Orhun Yazıtları’ nın okunması aydınlar arasında “Türklük bilinci” nin uyanması açısından önemlidir.
Türk Yurdu Dergisi etrafında toplanan Yusuf Akçura, Fuat Köprülü Ağaoğlu Ahmet, Mehmet Emin milliyet / çilik konularını irdelerler.
Cenge Giderken şiirinde “Ben bir Türk’üm dinim cinsim uludur/Sinem özüm ateş ile doludur…” dizeleriyle ilk kez “ben Türk’üm” diyen şair Mehmet Emin Yurdakul’dur. Ve yıl 1900’dür.
İşte Atatürk milliyetçiliği bu düşün tarihinin süzgecinden geçer ve bir ulus devlet içinde akkorlaşır.
Atatürk milliyetçiliği ( ulusçuluk)Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını korumayı ve aynı zamanda Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaçlar. Bu milliyetçilik diğer devletlerin bağımsızlığına saygı gösterir. Yayılmacılığa karşıdır. Ancak ulusal kurtuluş hareketlerini destekler.
Geliniz onun şu görüşlerini birlikte sindire sindire okuyalım:
“ Milli Siyaset dediğimiz zaman amaçladığım anlam ve öz şudur: Ulusal sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi gücümüze dayanmak suretiyle varlığımızı koruyarak ulusun ve ülkenin gerçek kalkınışına ve mutluluğuna çalışmak; genel ulusu, sonu gelmez emeller peşinde yorarak zarara sokmamak; uygarca ve insanca işlem, karşılıklı dostluk beklemek.”
“ Efendiler! Bu milleti bugün idam sehpası karşısında bulunduran eylem ve hareketlerin kaynağı hayaldir, hislerdir. Bizim milletimiz ve onu temsil eden hükümetimiz, elbette dünyadaki bütün dindaşlarımızın mutlu yaşamalarını isteriz. Dindaşlarımızın çeşitli çevrelerde oluşturdukları toplumların bağımsız yaşamalarını isteriz. Bundan yüksek mutluluk duyarız… (…) Fakat efendiler! Bu toplumun, büyük bir yapısal imparatorluk halinde, bir noktadan yönetilmesini düşünüyorsak bu bir hayaldir… İlme fenne, mantığa aykırı bir şeydir.”
Bugünlerde ama ümmetçilik; ama hamasi milliyetçilik ayağına macera peşinde koşmaya yeltenenlerin kararlarını almadan yüce önderimizin bu iki uyarısını derin derin düşünmeleri gerektiği açıktır.

Hamdi Topçuoğlu

Facebook Yorumları

Diğer Yazıları

Bizi Takip Edin

232BeğenenlerBeğen
114TakipçilerTakip Et
349TakipçilerTakip Et
2,300AboneAbone Ol
- Reklam -

En Son Eklenenler