ELMA

0
1340

“Yarım elma, gönül alma.”

Alan ve veren için de ne güzel bir söz değil mi?

Bu elmaların her biri tam elli yedi yaşında, desem…

Şaşırdınız mı?

Yok yok, ne kerameti kendinden menkullerin bir hikâyesi bu, ne de tevatür.

Gerçek…

Anadolu kadar renkli; Türkiye kadar sevdalı…

Bizler, 11- 12 yaşlarında köy çocuklarıydık.

O yıllarda bu devlet, çocukları öyle tarikatların eline terk etmezdi.

Köy çocukları, tarikat yurtlarında yanmazdı.

Devlet, şeyhlerin, şıhların, efendi hazretlerinin sümüklü mendil yalayan, cük öpen, ayak tozu olan mankurtlar yetiştirmesine asla izin vermezdi.

Bizim çocukluğumuzda Türkiye Cumhuriyeti dediğimiz bu devlet köylü ve yoksul çocuklarının elinden tutardı.

Onları yatılı okullarda okuturdu…

Yok yok, eğitir ve yetiştirirdi…

İşte biz, o güzel devletin şanslı çocuklarıydık.

Muğlalıydık, Denizlili, Burdurlu, Ispartalı…

Ama birden Gönenli oluvermiştik.

Ayağımız pabuç, sırtımız urba, karnımız çorba görmüştü.

Laboratuvarlarda deneyler yaparak, kütüphanede dünyayı okuyarak, müzikhanelerde en az bir müzik aleti çalarak, atölyelerde el becerileri kazanarak, toprağı işleyerek, kiraz bahçelerinden kiraz derleyerek; her sabah türkülerle oynayarak yetiştik.

Tasada, sevinçte bir olmanın, birlikte olmanın, bir ülküye bağlanmanın erdemini kavrayarak büyüdük.

On sekizinde yurdun dört bir yanına dağıldık

On yılları bu yurt için özveriyle çalışarak devirdik.

Sırtımızı giydiren, karnımızı doyuran cumhuriyeti savunmakla
kalmadık, savunan on binler yetiştirdik.

Çünkü cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının karşı devrimi daha cumhuriyet ilan edildiği gün başlattıklarını biliyorduk.

Savrulduk…

Düştüğümüz yerden bir avuç toprakla kalkmasını öğrettikleri için yılmadık.

Biz yetmişine merdiven dayasak da işimize, bilimi ve sevgiyi katarak çalışmaya devam diyoruz.

Üretiyoruz.

Hüseyin ( Erçelik) göndermiş bu elmaları. Ta Eğirdir’in Akpınar’ından…

Tam tamına elli yedi yaşında bu elmalar.

Arkadaş tadında, dost kokulu…

Ne büyük şans değil mi, böyle bir devletin çocuğu olmak?

Ne büyük şans değil mi, bu cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı on binler yetiştirebilmek?

Ne büyük şans değil mi, böyle on yıllarca süren arkadaşlıkları yaşamak…

Dilerim torunlarımız da en az bizim kadar şanslı olurlar.

Hamdi Topçuoğlu