İŞLER DİŞLER ÇARPIMI

0
3871

Canımı dişime takıp korka korka hastanenin kapısından girdim. Doktorları bilirsiniz, her şeyi abartmayı severler. Dişlerin berbat, dedi.. Kemiklerin erimiş. Bunların hepsini çekmemiz lazım. Abartmayı severler derken şaka yapmadım. Şeker erir, tuz erir ama kemik erimez. Azıcık yamulmuş azıcık da incelmişler. Diş etlerim çoktandır acıyor. Damaklarım apse yapmış. Yapsın varsın, ağzım yara oldu diye dünya batacak değil ya. Başımı üşütmüşümdür yine. Yağmurda ıslanınca oluyor. Bir de banyodan sonra esintili bir yere çıkarsam.
Röntgendeki çeneyi ekrana yansıtıp anlatmaya başladı. Bunlar mobil, bu stabil, bu mobil… Bunlar köprüyü tutamaz. Çaresi yok, sana alt üst damak yapacağız. Tamam güzel kardeşim. Damak yap, olmadı çene yap, protez yap, köprü yap, kanal yap, istersen tünel yap. Ben hepsini çekmek lazım demesine bozuldum. Ben çenemde dansöz gibi oynayan bu dişlerle kaç senedir birlikte yaşıyorum. Diş çekmekten bahsederken sesinde bir titreme bile olmuyor. Öylesine dümdüz söyleyiveriyor. Yaşımdan, başımdan utanmasam koltuktan kalktığım gibi sokağa fırlayacağım. Korkuyoruz işte be güzel kardeşim. İnsan biraz halden anlar. Benim çeneme odaklanmış. Önce sol üst çeneden başlarız, sonra alta geçeriz, sonra sağdakileri, en son öndekileri çekerim. Böylece işe giderken sıkıntı olmaz. Ben bu koltuktan sonsuzluğa yelken açmak üzereyim. Onun umurunda bile değil.

Diş hekiminden, dişçi koltuğundan veya diş tedavisinden korkmak bana özgü bir durum değil. Daha dün bir arkadaşım söyledi. Gece dişim ağrıyordu, dedi. Yataktan kalktım, İnternetten randevu aldım. Gece boyu dişimin ağrısından uyuyamadım. Nasılsa sabaha karşı azıcık kesilmiş, ben de oturduğum yerde sızıp kalmışım. Sabah uyandım sancısı iyice azalmıştı. Randevuyu iptal ettim. Tam bir aydır ha bu gün ha yarın gideceğim. Her gün korkudan erteliyorum. Nasılsa yakında yine aynısını yapar. Başka çarem kalmayınca tıpış tıpış doktorun yolunu tutarım.

Şakası bir yana dişçiden korkanlarla bir dernek kursak sayımız Batman Gercüş’ün, hatta Çermik Çüngüş’ün, Tangal Tıngır’ın yardım ve yaşatma derneklerinin üye sayısını bile sollar. Siyasi parti kursak muhalefetten fazla oy alırız. Neyse şimdi vatanımızın en çok birlik beraberliğe ihtiyacı olduğu bu Barış’lı Pınarlı günlerinde böyle bir işe kalkışmayalım.

Küçük düşmeyi, utanmayı bir kenara bırakıp en sonunda söyledim. Ben diş işinden çok korkarım, dedim. Doktor akıllı adam tabi, okumuş adam. Hemen tansiyon aletini aldı. Fıs fıs fıs tansiyonum ölçtü. Biraz yüksek çıksa vaz geçecek. Dünyalar benim olacak. Normal çıktı. Kurtulmak artık bir seçenek olmaktan uzakta kaldı. Doktor koltuğu iyice yatırdı. Makine bardağa su doldurdu. Yüzümün tam üstünde bir ışık yandı. Ağzını kocaman aç,dedi. Açtım. Çengelli uçlu bir aletle bütün dişlerimi yokladı. Kimini salladı, kiminin kökünü kazıdı. Bu gün şu arkadaki dört dişi çekelim, dedi, Artık teslim olmaktan başka çarem kalmamıştı. Ne isterse onu yapsın? Tamam dedim. Sonra poşetler içinde şırıngalar, penseler, kerpetenler küçük çalışma tezgahına sıralandı. Önce ağzıma bir sprey sıktı. Sonra alttan, üstten, önden, arkadan peş peşe iğneler yaptı.Her iğne batırdığında acıyor mu?, diye soruyordu. Ölmüş eşek kurttan korkmazmış. Biraz dedim, çok değil… Sonra sivri uçlu aletleri damağıma batırıp soruyordu.Acımıyordu. Çünkü artık çenemi, hatta boynumu kafamın yarısını bile hissetmiyordum.

Tedaviye başlayınca diş manyağı gibi bir şey oldum. Eskiden umurumda bile olmazdı. Oysa şimdi ilk önce insanların ağızlarına bakıyorum. Teselli aramak için değil. Çenemin yarısı boşaldığından beri zaten etrafımdaki herkesten beter durumda olduğumun farkındayım. Baktığım bir şey değil, zihnimde değerlendirmeler de yapıyorum. İçimden onlara tedaviler öneriyorum. Köprülerin onları çirkin gösterdiğini, konuşmalarını bozduğunu, damakların ağızlarında oturmadığını söylelememek için kendimi zor tutuyorum. Dişlerine özen göstermeyen, kırığa, çürüğe aldırmayan insanları seviyorum. Çünkü onlar iki hafta önceki halime benziyorlar.

Yardımcı kız ağzıma bir hortum soktu. Ağzımdaki havayı içine çekiyordu. Dilim, damaklarım bir kaç dakika bile geçmeden iyice kuruyuverdi. Sonradan anladım dört dişim çekilmiş. Hortum da damaklarımdan gelen kanı emiyormuş. Diş etlerim de bir sorun varmış. Kullandığım tansiyon ilacının böyle bir yan etkisi varmış. Makasla diş etlerimin bır kısmını kesti. Sonra iğne iplik faslına geçildi. Yardımcı kız kanama iyice azaldı, dedi. Ben yüzümdeki araba farı aydınlığı dışında hiç bir şey görmüyordum. Sonra ağzıma kocaman bir tampon yerleştirdi. Kalkıp doğrulmak istedim. Biraz biraz böyle kal , dediler. Yirmi dakika sonra tamponu değiştirmek lazım.
Doktorum ince adam,kibar adam, profesyonel adam. Çok sabırlısın, dedi. Teşekkür ederim. Adamcağız tam bir saattir çenemin içinde eğilip bükülerek, şekilden şekle girerek uğraşıyor. Teşekkür etmesi gereken elbette benim.

Bir diş hekimi için ağız içinde çalışmanın en büyük güçlüğü nedir. Çürük diş, daracık bir alan, korkan hasta, insan nefesinin kokusu… Hayır bilemediniz… Diliniz. Bir saniye bile yerinde durmuyor. Sürekli doktorun çalıştığı yeri kapatma eğilimi gösteriyor. Korunma içgüdüsünün yarattığı bir refleksidir belki. Şu anda dişlerimin boşaldığı yerler iyileşiyor. Fakat dişimin gidip o dikiş iplerine dokunmasını bir türlü engelleyemiyorum.

Tedavim ne kadar sürecek, bilmiyorum. Şimdi sadece sol alt ve üst çenedeki ağızda durmayı red eden dişlerim çekildi. Doktor onlara mobil diyor. Bence bu tanımlama da çok abartılı. Sadece birazcık fazla sallanıyorlar ama bir yere gittikleri de yok. Bundan sonra programda sağ alt ve üst çene, sonra da önler var. En az dört kez daha aynı macerayı yaşamak zorundayım. Bilerek macera kelimesini seçtim. Sonuçta korku da. heyecan da adrenalin salgılatıyor. Yakında ben de adrenalin bağımlısı olup çıkarsam şaşırmayın. Babadağ’dan yamaç paraşütü ile atlamak gibi bir heyecanı bu bünye kaldırmaz. Ama dişçi koltuğundan yere yuvarlanmayı deneyebilirim.

Ekim 2019 – İzmir
Seyfullah

Facebook Yorumları