İTTİFAKLARLA NEREYE?

0
1819

AK Parti koalisyonları eleştirerek iktidara geldi.

Onlara göre devlet çarkının dönmemesinde ki en büyük engel koalisyonlar; koalisyonları yaratan da parlamenter sistemdi.

Eğer başkanlık sistemine geçersek koalisyonlar bitecek, demokrasimiz hastalıklarından kurtulacak, devlet çarkı daha hızlı dönecek, daha hızlı kalkınacaktık.

Geldiğimiz nokta ortada…

Artık ittifaklara mahkum bir başkanlık sistemimiz var.

Demokrasinin özü, çok seslilik ve çok renklilik; en değerli itici gücü de farklılıklardır.

Başkanlık sisteminde kazanmanın tek ölçütü, %50 artı 1 oydur. Bu da siyaseti iki kutupluluğa, iki sesliliğe; siyah – beyaz olmaya zorlar. Koalisyon yağmurundan kaçanların, bugün ittifak dolusuna tutulmaları bundandır.

İttifaklar, seçmen iradesine el koymanın kılıfıdır. Demokrasiyle de bir ilişkisi yoktur. Hele hele yerel seçimlerde seçmeni, siyah – beyaz tercihiyle karşı karşıya bırakmayı, kimse demokrasi olarak savunamaz.

Ayrıca ittifaklara dayalı seçimlerin, zamanla demokrasi şöleni olmaktan çıkıp iki gladyatörün amansızca dövüştüğü arenaya dönmesi kaçınılmazdır.

Biri ölecek, biri sağ kalacak… Ölümcül yaralar almış olabilir; Olsun! Galiptir ya! Ganimeti hak etmiştir.

Ya devlet?

Bir tarafta kaybedenler karşı tarafta kazananlardan oluşan toplum sizce nasıl bir toplum olabilir?

Ak Partinin, böylesine tehlikeli bir yola bilerek, isteyerek; hatta hedefler belirleyerek girmiş olduğunu varsaysak bile, CHP başta olmak üzere sözüm ona demokrasiyi savunan diğer partiler ve örgütlerin sütten çıkmış ak kaşık olduklarını söyleyebilir miyiz?

Muhalefet ve demokrasi savunucusu STK’lar henüz yolun başında daha kararlı duruş gerçekleştirseydi bugün bu açmazları yaşıyor olur muyduk?

Ya suskun kaldık ya da bu yolun taşlarının döşenmesi için iktidara payanda olduk. Daha da acısı en demokrat sandığımız partiler bile iktidarın siyaset anlayışını taklit eder hale geldi.

Bugün aday belirleme, görevlendirme süreçlerinden liderlerine; hangi partinin demokrasiyi, diğerlerine göre daha da içselleştirdiğini söyleyebiliriz?

“Yok aslında birbirimizden farkımız.”

Her seçmen, kendi dünya görüşüne uyan aday ve parti için çalışır. Bu bir irade beyanıdır.

Ankara’da anlaş, adayı belirle, koy seçmenin önüne.

İlahi genel merkezler: “Ben saman sarısı severim.” diyen çocuğa, “Ne saman sarısı, kanarya sarısı, giy şu kırmızıyı!” diyen ceberrut babadan ne farkınız var sizin?

Bu seçimler, demokrasinin aracı, öyle mi?

Güldürmeyin adamı…

Bunca masrafa, bunca tantanaya, gerilime ne gerek var! Atayın gitsin yerel yöneticileri.

Siyahlar nereleri, beyazlar nereleri yönetecek, diye bir derdiniz varsa onun da kolayı var. Nasıl olsa seçilenlerin geleceği Cumhurbaşkanının iki dudağının arasında.

Aldım, diyor itirazınız yok. Atadım, diyor gıkınız çıkmıyor.

Bu işi de Cumhurbaşkanına devredin. Siz de kurtulun, biz seçmenler de kurtulalım.

Hamdi Topçuoğlu

Facebook Yorumları