KADINLARIN SESİ

0
1098

“Dünyanın barışa, sevgiye ihtiyacı var. Bu memlekette artık ikilik olmasın, cezalarını çeksinler ama zulmedilmesin. Gözümüz körleşiyor, kulaklarımız sağırlaşıyor; herkes kalbindeki sesi iyi dinlesin.”
Mehmet Aslan

Kadının Kurdu, Refik Erduran’ın eseri. Yönetmenliğini Elif Bağcı’nın yaptığı eserde kadınların halleri anlatılıyordu. Oyunda farklı karakterler vardı; Çağatay Karayiğit, Murat Daşdemir, Ece Can, Nalan Şahin, Naz Öngen, Özlem Osoy ve Vildan Arpa’ydı bu karakterler.

Bu kadınlar arasında doktorasını yapan biri de vardı, program yapan biri de ve temizlik işçisi olarak çalışan başka biri de. Bu beş farklı karakter, başlarından geçenleri komik ama bir o kadar da gerçekçi bir üslupla anlatıyordu.

Olaylar hepimizin başından geçebilecek nitelikte olan günlük olaylardı. Aldatılma, işsizlik, para sıkıntısı, alay konusu olma vs… Kadınların ne kadar ezildiğinin, kullanıldığının öyküsü olduğu kadar, erkeklerin ne kadar da uyanık olduklarını sandıklarının başka bir öyküsü de vardı oyunda.

Tek taraflı gibi görülse de çiftler arasındaki sorunlara da değinildi. Aynı zamanda hayatın gerçeklerine olduğu kadar, insanın başına her şeyin gelebileceğine de.

Sabahat buradaki en genç ve en akıllı karakterdi. Kendi işini yapmayı sevdiği kadar, ailesine ve geleneklerine de bağlıydı. Her kadının başından geçen olayların bir kısmı onun başından da geçmişti. Baba ve ağabey şiddeti, para için zorla evlendirilmeye çalışılma, iş yerinde karşılaştığı istismar vs…

Çoğuna göre sıradan gibi gözüken aile işi şiddet, kardeşler arası rekabet, aile beklentilerin fazlalığı ve iş yerinde kadınlara yapılan haksızlıklar…

Bu hikâyeler, beş kadının başından nasıl geçmişse, dışarıdaki başka kadınların başından da geçiyordu ama gizli kalıyordu. Kimi utancından saklıyor kimi de kol kırılır, yen içinde kalır diye ailesi tarafından bastırılıyordu.

Her gün gazete sayfalarında okuduğumuz, kocası tarafından dövüldü, boşanmak istediği için sokak ortasında vuruldu, akrabası tarafından istismara uğradı, okul çıkışında tecavüze uğradı… Münevver Karabulut, Özgecan Aslan bu kadınlardan bazılarıydı.

Bu ve bunun gibi gündeme gelmeyen, kapı arkalarından çıkmayan, bodrumlar da gizlenen daha ne çok olay, daha ne çok cinayet vardı.

Bu tiyatro oyunu görünüşte sadece kadınlık hallerini, sorunlarını anlatıyor gibi görünse de aslında daha ne çok derin meselelere parmak basıyordu. İşin içinde ne kadar büyük sorunların olduğunu, çözmemiz gereken daha ne kadar çok problemin bulunduğunu gösteriyordu bize.

Ve kadınların haklarını almaları konusunda bizim de emeklerimiz var, biz de buradayız diye sessiz çığlıklarını yükseltmeleri gerektiğini…

Neslihan Minel