Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var

0
1535

“Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” diyor Ataol Behramoğlu. “Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını. Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin.” Kapkaranlık, gergin, endişeli ama ille de direnerek, ille de savaşarak yaşanan onca yıldan sonra ulaştığımız bu şafakta, bu kumsalda, bu deniz ninnisinde biraz yorgun, çokca şaşkın kalakalmışken yaşadıklarımdan öğrendiğim şeyleri evirip çeviriyorum içimin sessizliğinde.

İmamoğlu’na bakıyorum. Gözünün içinden aklına sızmaya çalışıyorum olabildiğince. Sonra da bunun anlamsızlığını kavrıyorum. Bana göre, kampanyası boyunca sergilediği “sahiciliğiyle” zafere ulaştı. O sahicilik insanları etrafına topladı. Çünkü halk her türlü direnişe hazırdı ama ne yazık ki CHP kadrolarının anlamadığı tek şey de buydu. Gezide, adalet yürüyüşünde, İnce macerasında “biz buradayız ve direniyoruz” diye haykıran insanların karşılaştığı o kalın sessizlik, tepkisizlik duvarının yerini bu adamın sahiciliği aldı.

Hiç oynamadı. Hiçbir bagajın yükünü bize hissettirmedi. Bir insanın başka bir kimliğe bürünmek yani, olmadığı birini oynamak için kendi beynine, ruhuna uyguladığı sansürler öyle bir enerji tüketir ki başka bir yerden açık vermesi kaçınılmaz olur.

Kampanya boyunca ekibini detaylı olarak inceledim. İşinin bir numarası, siyaset/strateji/iletişim bilen isimlerle yürüdü hep. İşlerinde öyle iyiydiler ki başkanın etrafını bir davası, bir ideolojisi olan gezi gençliğiyle doldurdular. Ve evet, o çocuklar sadece sahiciliğin peşinden giderdi. Attığı her tweet, her gönderi buram buran “insan” koktu bana. Klişelerin dışına çıkmaktan hiç çekinmedi. İnsafsız, adaletsiz bir savaşta en büyük silahı olan sahiciliğini sosyal medya üzerinden milyonlara aktardı. Hergün değişen giyim tarzı her beğeniye ulaştı.

Sonra Canan Kaftancıoğlu… Sen ey kavgamızın kadını… Duruşun, siyasetin, direnişin, isyanın kadını. Yerleşik uzlaşmacı eril siyasete kafa tutan kadın. Mazbata sonrası ilk tweetinde “Gezi Parkına da bahar gelmeye başlamış..Gezi’nin güzel gözlü çocuklarına selam olsun..” diyecek kadar korkusuz, devrimci. Canansız bir İmamoğlu düşünülemez bence. Ve CHP yönetiminin çıkarması gereken çok ders var. Bu halk, bu gençlik ve bu kadınlar ayakta. Barikatları aşıp yürüyecekler. Ya peşlerine takılın ya da önlerinden çekilin.

Aynı anlayışı Alper Taş kampanyasında izledim. Müthiş bir başarıydı. Cihangir bölgesinin seçime katılım oranının %62 olduğunu düşündüğümüzde bu ülkede hangi zihniyetten kurtulmak gerektiğini daha net görürüz.

Menzile vardık. “Dinleyip diyecek çok. Fakat uzun söze vaktimiz yok. Yürüyelim.” Şimdi bize düşenler çok daha önemli. Şu başkanları rahat bırakın. Etraflarını bi boşaltın. Desteklediniz diye size bir şey borçlu değiller. Siz onlara borçlusunuz. Bizim maçamızın sıkmadığı şeyi yapıp, kelle koltukta ortaya çıktılar. Gözünüzü kadrolar, talepler bürümesin. Sadakat, goygoyculuk işin ehli olduğunuz anlamına gelmez. Tutun kendinizi azcık. Unutmayın ki bu ülke tam da bu zihniyetle bu noktaya geldi. Ve onca yakındığınız düzende karaladığınız kayırmacılığı, koltuk tutuculuğu kendinize hak görmeyin. Sizin elde edeceğiniz aptal kazanımlar bizi hiç ilgilendirmez ama çocuklarımızın geleceğinden çalıyorsanız gözünüzü oyarız.

Öte yandan, iktidar yüceltmelerinize/övgülerinize bir sınır koyun lütfen. Şeyh uçmaz mürit uçurur sözünü haklı çıkarmaktan bi vazgeçin. Onlar da bizim gibi insanlar. Hata yaparlarsa yine direnir yine düzeltiriz ama bu hastalıklı yüceltmelerin sonu acı olur ve bir kez daha geleceğimizi kaybederiz. Bu başarıların ardındaki halk gücünü görmek neden bu kadar zor olsun ki? Bizim mitoloji kahramanlarına değil sıradan vicdanlı insanlara ihtiyacımız var.

Ve başkanlar: bunca bedelin ödenmesiyle gelinen bu kritik noktada hak etmeyenlere verdiğiniz her paye, her kuruşun hesabı da önünüze konabilir bir gün. Bu keser hep dönmüştür ve dönecektir. Lütfen unutmayın, Berkin’in, Ali İsmail’in, Ayvalıtaş’ın, Abdullah’ın, Ethem’in, Medeni’nin hapisteki Selo’nun hakları var bagajınızda.

Ayşen Tekşen

Facebook Yorumları