YENİ YIL MASALI

0
1888

Her yeni yıla girerken bir falcı gelir, falımıza bakardı. Gözlerim yollarda, falcıyı beklerken bir bu kez bir masal anası çıkıp geldi.

– Artık fal açma zamanları geçti, dedi. Şimdi masal zaman. Anlatması benden; dinlemesi sizden. İsteyen dersini alır, istemeyen bildiğini okur.
Böylesine hızlı bir girişe ne diyebilirdim ki?

Çekilip bir köşeye:

– Anlat, dedim. Nasıl olsa, encamımız falcılarla masalcılara kaldı.

Masal anası; “Evvel zaman içinde, saman dolar içinde; haramiler bezirgan, pinokyolar tellal iken… ” diye başlar başlamaz şaşırdım.

– Dur dur, dedim. Başımı derde sokma benim.

Dinlemedi, anlatmaya devam etti:

– Ülkelerin birinde “hayal” ve “umut” adlı iki genç genç yaşarmış. Ne zaman darda bir insan görseler hemen imdada koşarlarmış. İnsanlar pek memnunmuş onlarla yaşamaktan.

Masal anasının anlatacaklarını pek hayra yormamıştım; ama “hayal”i de “umud”u da çok sevdiğimden sustum.

Gel zaman git zaman, o ülkede insanlar, her işi “hayal” ve “umut”a havale eder olmuşlar. En küçük sorunda, hiçbir bir çaba göstermeden hemen hayal ve umuda sığınıp başlıyorlarmış:

– İnşallah…

– Umarım…

– Dilerim…

diye gerçekleri görmezden, kötülükleri örtbas etmeye.

Bir gün “umut” demiş ki;

– Yetti artık! Sanki geçen yıl gerçeklerle yüzleşmemişler gibi, her yeni yıla girerken akıllarına ne geliyorsa yığıyorlar omzuma.

Bunu duyan “hayal”;

– Sanıyorlar ki gelen yılda her şey benimle gerçekleşecek. Savaşları ben bitireceğim. Kötülüklerin köküne kibrit suyu dökecek, yoksulluğu ben yok edeceğim. Bilumum ahlaksız ahlak tüccarı sayemde helak olacak. İnsanlar kardeş kardeşe yaşayacak sayemde, deyip“İsyan ediyorum, isyan!” diye bağırasıymış.

Boşuna mı demiş eskiler “Yerin kulağı var.” diye. Hafiyeler “isyan” diye bir sözcük duymuşlar ya, hemen yetiştirmişler padişaha.

Öfkelenmiş padişah.

-Tez arzuhalcilerim gelsin, demiş dalkavuklarına.

Halciler yine bir ihalelerdeymiş ki “arzu” çıkmış huzura.

– Yaz kızım! demiş padişah. Ne kadar “hayal” ve “umut” varsa derdest ola.

– Aman sultanım, demiş “arzu”. Durun hemen celallenmeyin. “Hayal”leri, “umut”ları da alırsanız, nasıl avutacaksınız kullarınızı? Sizin en büyük yardımcılarınız onlar. Siz onları derdest edeceğinize sayılarını arttırın. Memurlarınıza ayrı, işçilerinize ayrı; esnafa ayrı, köylüye ayrı, daha büyük, daha mest edici “hayal”ler “umut”lar sunun. Avutsunlar garipleri.

Padişah düşünmüş taşınmış ve hak vermiş “arzu”ya.

Şimdi bir cebinde “hayal”ler, ötekinde “umut”larla dolaşır, nerede üç beş kulunu bir arada görse hemen biraz “hayal”, biraz “umut” serpermiş tütsü niyetine üstlerine.

Pek sevinirmiş kullar. Biraz “hayal”, biraz “umut” taze ekmek niyetine… Alan memnun, satan memnun. Padişah deseniz zevkten dört köşe… Ne olan biteni soran sorgulayan; ne yoran yargılayan. Güllük gülistanlık seraplarla, hayallerle, umutlu, mutlu yaşayıp gidermiş koskoca bir ülkede herkes.

Gökten üç elma düşmüş. Biri padişahın, biri masalcıların, biri de kullarının üstüne deyip de bitirince masalını masalcı; fırlayıp yerimden:

– Olmadı, dedim. Sevmedim bu masalı.

Masal anası, oralı bile olmadı.

– Masalcıların işi masal sürtmek. Niye kızıyorsunuz ki masalcılara, deyip çıkıp gitti.

Akşam akşam kendimi rıhtıma attım. Rıhtımda kediler ve ben. Çoktan el ayak çekilmiş. Yüzümde soğuk bir karayel serpintisi. Kulaklarımda bir ses:

– De ki Sakarya’dan,

– Say ki İnönü’den,

– İnan ki Kocatepe’den, Dumlupınar’dan…

Birden yeğnileşti yüreğim. Oydu… O şayak kalpaklı adamdı seslenen:

– Gerekli olan her şeyi bıraktım sana, dedi. Bağımsızlık, özgürlük, cumhuriyet…

– Ve bir devlet…

– Ve ışık saçan devrimler.

“Gelecek, gençtir bunu bil
Yürü, karanlıklar üstüne.
Umudunu kesme yarınlardan
Ardına bakma sakın.”

Ne falcılar, ne masalcılar… Ne umut tacirleri, ne hayal satıcıları… Gerçek olan, uygarlık burçlarına çıkabilmek için bilimin ve aklın rehberliğinde inadına inadına çalışmak.

Teknelerin serenlerinde çırpınan ay yıldızlı bayrağın sesine ayarlayıp sesimi, dedim ki;

“Devrimlerinin ışığında halk için, demokrasi için her yeni günü yeni yıl bilip inançlı ve kararlı adımlarla yürümeye ant içenlere selam olsun.”

Hamdi Topçuoğlu

Facebook Yorumları