Kapana Kısılmak

0
1458

İnsan ne zaman pes eder?
Gerçekten pes eder mi insan?
Bırakıp, arkasını dönüp gidebilir mi?
Çok istediği bir şeyi umut etmekten tamamen vazgeçebilir mi?
İstemekten vazgeçer mi insan?

Bir çoğunuzla, en azından benim yazdıklarımı okumaya zaman ayıracak kadar nazik bir çoğunuzla benzer hisleri paylaştığımıza eminim. Ne zaman ufak bir galibiyet kazanabileceğimize dair biraz umutlansak, elimizdeki yarıştan bir yenilgi ile çıkıyoruz. Sadece seçimlerden de bahsetmiyorum. Örneğin şehirlerimizin gözlerimizin önünde ranta yenik düşüşünü görerek ama hiç bir şey yapamayarak yeniliyoruz. Denizlerimizin her sene daha çok kirlendiğine kahrolarak ama elimizden bir şey gelmediğini görerek hatta koklayarak yeniliyoruz. Hastalıklara yeniliyoruz. Kazalara yeniliyoruz. Bedel ödemeyecek kadar ayrıcalıklı olduğunu zanneden insan müsveddelerinin haklı çıkışını görerek yeniliyoruz. Son zamanlarda mesela tacizci/tecavüzcü salgınına yenildik en çok. Küçük çocuklar öldüğünde ise daha bir derinden yeniliyoruz sanki. İnsanlığın ağır kötülüğünün, güçlü suskunluğunun ve zavallı korkularının karşısında yeniliyoruz.

Yenilginin çok çeşitli sebepleri de var üstelik. Üzerimize düşeni yapıp yapmamaktan başlayıp, arkamızda destek duran/duramayan liderlere kadar gidiyor. Hatta belki yenilgi evin içinde başlıyor, size inanmayan partnerlerinizden, ailenizden. Bir sen mi kaldın bununla uğraşacak diye sorgulamaktan çekinmeyen mahallenizden, sosyal çevrenizden. Hatta yemek yediğiniz fotografları defalarca beğenen ama toplumsal meselelere gösterdiğiniz ilgiyi önemsemeyen sosyal medya ağınızdan.

Üstelik öylesine derin bir kırgınlık ki bu yaşadığımız yenilgilerin toplamı, artık kendimiz bile değişimin mümkün olduğuna inanmıyoruz.

Ne üzücü değil mi?

Fakat şu an aklınızda, gönlünüzde ne varsa lütfen bir kaç dakikalığına kenara bırakın. Ve hayal kurun;

Düşünün ki, Tayland’da o korkunç mağarada sıkışıp kalan çocukları kurtarmak için dünyanın öbür ucundan sizi arıyorlar! Sizin bilginize ve emeğinize ihtiyaç duyuyorlar!

Eminim pek çoğunuz elinizdeki herşeyi bırakıp yardım etme olasılığına inanarak koşup gidecek kadar yüce gönüllüsünüz. Kaçınız mağaradan gelen korkunç, insanı dehşete düşüren görüntüleri bu berbat gündem içinde izledi ya da Tayland’dan gelen haberleri takip edebildi bilmiyorum fakat emin olun gözlerimizin önünde pek de sık görmediğimiz cinsten bir tarih yazıldı.

O dehşet verici mağarada sıkışıp kalmış çocuklara günler süren arayışın ardından bir İngiliz dalgıç ulaştı. Çocukların arasında siyasi nedenler yüzünden Taylandlı bile olamayıp, vatansız olanlar vardı ve hepsi oldukça fakir ailelerden geliyordu. Ancak yine de aralarında İngilizce konuşmayı bilenler vardı. Düşünün ışığın bile giremediği, suların bastığı ve etraflarında kurtulabileceklerine dair hiç bir umudun olmadığı bir ortamda sudan, yüzünde maskelerle iki adam çıktı ve korkmayın sizi bulduk dedi. Bunu da İngilizce söylediler üstelik ve anlaşabildiler!

Çocukların bulunduğunun haberi yayıldıktan sonra tüm dünyadan yardım yağdı. İşlerinde dünyanın en iyisi olan uzmanlar koşarak yardıma geldiler. Müthiş bir çaba ve sonsuz özveri ile dünyanın dört bir yanından gelmiş muhteşem bir ekip kuruldu. Ekip sadece uzmanlar da değildi üstelik. Sahada arı gibi çalışan koca bir ekibi doyurmaktan tutun da, taşımacılığını yapan, elbiselerini yıkayan, yatacak çadırların kurulmasını sağlayan devasa bir gönüllü ekip. En deneyimli denizci komandolardan biri kurtarma operasyonunda hayatını kaybedince, ortama nasıl bir umutsuzluk ya da korku hakim oldu bilemiyorum. Ama iyi niyet, umut, sevgi ve müthiş bir ortak eforla o yüzmeyi dahi bilmeyen küçücük çocuklar, bir o kadar genç ve keşişlik eğitimi almış özverili koçları günlerin açlığını, susuzluğunu ve en önemlisi koca koca adamların bile korkudan dizlerini titretecek koşulların üstesinden gelip hayata döndürüldüler.

Bizim yorucu gündemimizde pek coşkusu hissedilemese de, bu ufacık kapana kısılmış çocukların oluşturduğu futbol takımı, 2018 Dünya Kupası serüvenin bile kazanan takımı ilan edildiler. Geçerli bir pasaportları bile olmayan hatta belki fakirlikleri yüzünden köylerini bile terk edemeyecek koşullarda olan bu çocuklar, final maçına, hatta tarafını tuttukları takımın stadına davet edilecek kadar dünyanın göz bebeği oldular.

Bilmiyorum siyasi otorite bu pasaportsuz, hayata çok sıfır yenik başlamış çocukların İngiltere’ye gitmesine ve hayallerinin takımını ziyaret etmesine izin verir mi, ancak gördük ki gencecik, hiç tanımadığımız muhtemelen hiç bir koşulda da tanımayacağımız bu çocuklar bize bir şey öğrettiler. Belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanda hepimizin gözlerinin içine bakarak, o korkunç koşullarda bile gülümseyerek, umut hep var dediler. Umut hep var ve hala onun peşinden koşan iyi insanlar var, üstelik dünyanın her yerinde var.

Bu yüzden şimdi sormama izin verin.

Rayların altyapısının bir kazaya sebep olabilecek hale geldiğini bilseydik, hangimiz koşmazdık yardıma?

Kaçırılan bir çocuğu duysak hangimiz gitmeyiz aramaya?

İşte oradan, tam oradan başlayacağız.

Önce kendi yaralarımızı sarıp, çevremize iyi insanlar toplayarak başlayacağız. Ve hep beraber umudu ayakta tutacağız…

https://www.karetekerlek.com/kursunkalem/kapana-kslmak

Ayşegül Ekinci