MUTLULUĞUN RESMİ

0
793

Bir gazetenin şiir köşesinde genç bir ozanın, “Ne zaman mutluluğun resmini yapmak istesem/ Aklıma sen gelirsin” dizelerine rastladım. Bu dize mutluluğun resminin nasıl yapılacağını düşündürdü bana. Genç ozan ne zaman mutluluğun resmini yapmak istese sevgilisi geliyormuş aklına. Şimdi böyle düşünüyor ama aradan yıllar geçtikten sonra gene böyle mi düşünecek acaba? Bu sevgili hakkında bir başkası aynı duyguları taşıyabilir mi, olursa nasıl olur yaptığı resim ya da sevgili gerçekten mutluluğun resmini yaptıracak kadar iyi ve güzel mi? Öyle olsa bile bir başkası bu resme dudak bükerek bakmaz mı?

Bir anket yapsak, çeşitli kişilere mutluluğun resmini yaptırmaya kalksak ne yaparlar acaba? Aç bir yemek resmi yapardı herhalde. Şişman zayıflığı mutluluk resmi olarak çizerdi muhakkak. Parasız para, evsiz ev resmini yeğlerdi herhalde. Çevreciler doğayı gösterirlerdi resimlerinde mutluluk simgesi olarak; çiçekler, ağaçlar, mavi deniz ve gökyüzü gülümserdi tuvallerinde. Yapsatçı apartman, site yapardı, bire mal eder, bine satardı…

Geçenlerde gazeteciler ünlü yıldızımız Ajda Pekkan’a mutluluk hakkındaki düşüncelerini sormuşlar. “Özel hayatımda bulamadığım sevgiyi, mutluluğu halkta buldum” demiş mega starımız! Bu yanıt bana biraz yapmacık geldi. Halk sözü eden şarkıcılarımıza halka bedava konser vermelerini teklif edeceksin. Bakalım kabul edecekler mi? Bir de şu geliyor aklıma: Yıldızımız aradığı mutluluğu özel hayatında bulsaydı halk umurunda olur muydu acaba? Sanatçı geçinen şarkıcıların söylediği şarkılara bakın. Hangisinde halka mutluluk veren sözler, mesajlar var? Veriyorlarsa nasıl bir mutluluktur bu; boş vermişim dünyaya, aldırma gönül, kader böyleymiş, ne söylesem boş, dertleri zevk edindim, bende neşe ne arar, sevil de sevme, ağlama, ağlat, yoksa zehrolur bu tatlı hayat mutluluğu mu?

Mustafa Özbalcı adlı bir ozan da, “Aydınlık bir dünya içindeyim/ Gittikçe güzelleşiyor yaşamak/ benim için akıyor bütün çeşmeler/ Mutluluk avuçlarımda yaprak yaprak” diye başlamış “Mutluluk Şarkısı” şiirine. İyi, güzel de, buradaki mutluluk bencil bir mutluluk değil mi? İnsanları mutlu etmeyi, mutluluğu paylaşmayı düşüneceğine ben diyor hep! Charlotte Brontr, “Çevresindekiler tarafından sevilmekten ve varlığın onları mutlu kıldığını görmekten büyük mutluluk yoktur” diyor. Mutluluk paylaştıkça çoğalır, dert paylaştıkça azalır, sözünü de unutmayalım. Bir atasözümüz de, “Ne mutlu o kişiye ki kendi ayıbını görür” diyor. Oysa biz başkasının gözünde mertek aramaktan kendi gözümüzdeki çöpü göremeyiz Armudun sapı, üzümün çöpü var diyerek mutsuz oluruz. Kendimize iğne batırmayı unuturuz, başkalarına çuvaldız batırmaya kalkarız. Dünyayı kendimize zindan ederiz…

Mutluluğun resmini yapmak için önce kendimizi düzeltmeli, mutlu olmaya kendimizi hazırlamalıyız. Geleceğe güvenle bakmalı, umudumuzu, özlemimizi yitirmeliyiz. Sevgi, hoşgörü fırçalarını ve renklerini elimizden eksik etmemeliyiz. Yoksa yaptığımız basit bir karalama, gelişigüzel yapılan bir çalışma olur, boşuna çaba harcarız.

Hadi gelin, hep birlikte mutluluğun resmini yapalım. Resmimizi iyimserlik, özveri ve erdem tablosu haline getirelim. Resmimize baktıkça içi açılsın herkesin.

Erhan Tığlı