Misafirperver insanların ülkesi, Uganda

0
50

Bir süredir, iş gereği Afrika’ya seyahatlerim oluyor, Kara Kıta’yı daha yakından, farklı yüzleriyle tanıma fırsatı buluyorum. Bu kapsamda seyyah olarak da bazı ülkelere ayrıca vakit ayırmaya çalıştım ve Uganda’ya Ağustos 2017’de detaylı zaman ayırmaya karar verdim.

Türkiye’de Uganda deyince akla birkaç şey gelirse bunlardan ilki futbolu yakından takip edenlerin hatırlayacağı, 1994-1998 yılları arasında Bursaspor’da oynayan Mususi ve onun bize armağan ettiği timsah yürüyüşüdür. Uganda’da da diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi en sevilen spor dalı futbol. Özellikle İngiliz Ligi yakından takip ediliyor. Manchester United ve Arsenal en sevilenleri. Öyle ki, eşler farklı takımı tutuyorsa, aynı bizdeki gibi en hafifinden tartışma sebebi olabiliyor.

Uganda diyince bir diğer akla gelen, “insan etini” çok sevdiği iddia edilen eski Uganda Devlet Başkanı İdi Amin Dada ve Entebbe Baskını’dır. Entebbe, yerel Luganda dilinde ‘oturacak yer’ demek. Uganda Uluslararası Havalimanı’nın olduğu, Viktorya Gölü’nün hemen kenarındaki önemli şehir. Bu isim şef Buganda’nın yaşadığı yer olduğu için vermişler. Entebbe’yi bize öğreten, 1976’da İsrail’in, Filistinli ve Alman teröristlerin kaçırıp, Uganda’nın Entebbe şehrine indirdiği Air France’ın Tel Aviv-Paris uçağına yaptığı baskındır. İsrail’den, 4000 km’yi kat eden, 100 İsrail Komandosu, 90dk içinde 100’den fazla rehineyi kurtarıp, teröristleri, Uganda Askerlerini öldürüp, Uganda Savaş uçaklarını da tahrip ederek ülkelerine dönerler. Teröristleri destekleyen İdi Amin çılgına döner, İsrail’e yardım eden Kenya’ya çok kızar ve Uganda’daki yüzlerce Kenyalıyı katleder.

Keşif başlıyor
Keşfetmek için seyahat ediyorsanız, yerel halk hangi ulaşım araçlarını kullanıyorsa onları kullanmaya özen göstermek iyi olur. Yoksa çift katlı, üstü açık bir otobüsle, camekân arkasından bakarak yapılan gezilerle, şehir gözleminden çok da öteye geçemezsiniz.

Her ülkenin kendine özel yerel ulaşım araçları var. Nasıl Küba’da Coco Taksi, Zanzibar’da Dala Dala varsa, Uganda’da da Boda Boda (Mobilet) var. Her yer Boda Boda dolu, çağırmanıza fırsat bırakmadan yanınızda bitiveriyorlar. Seleleri şoför hariç 2 kişi alacak şekilde büyütülmüş. İki kişi, ufak sırt çantaları ile şoförün arkasına binebilir. Yavaş ve emniyetli olmaları konusunda uyarmakta fayda var. Onun dışında başka taksi yok. Ya yürüyecek, ya da Boda Boda’ya bineceksiniz. Trafikte “Buradan da geçilmez artık!” diyeceğiniz iğne deliği gibi yerlerden geçiyorlar. Üzerinizden sarkan bir şey olmasa iyi olur.
Şehirle arası ulaşımda “Taxi”ler var. Bunlar indi-bindi dolmuş olarak giden minibüsler. Yaklaşık 50km olan, Entebbe – Kampala arasını ve 75km olan Kampala – Ekvator Çizgisi arasını bu ‘Taxi’ler ile kat ettik. Kucağında malları ile pazara giden bir adam, henüz bir yaşında bile olmayan, sütten kesilmemiş bebeğini yol boyu emziren bir anne, yol boyu yağmurda su alan bir minibüs, bangır bangır çalan müzik…

Türk Hava Yolları’nın İstanbul – Uganda uçuşu, Ruanda aktarmalı geliyor. Uçak dolu ama Türkiye’den neredeyse kimse yok, herkes transfer yolcusu, çoğunluğu da İngiltere’den. İngiliz Havayolları Londra – Entebbe hattını kapatmış. Uçak sabaha karşı iniyor Entebbe’ye. Havalimanı’na 5dk mesafede Protea Hotel yakınlık ve uygunluk açısından önerilir.

Yeme-içme notları
Kesinlikle batılı restoranlardan uzak durun ve yerel tatları deneyin. Uganda’da sokak yemekleri çok yaygın. En garanti seçim ızgara olacaktır. Tavuk, kırmızı et, domuz yenebilir. Izgaralara göz atmadan seçim yapmayın, gözünüz tutmadıysa da bir sonraki ızgaracıya geçin, eti iyi pişirtin. Közde mısır gibi, közde muz da çok var. Akşamüstü karanlıkta gitmeyin ki ne yediğinizi görebilesiniz!

“Chapati” denen bir yemekleri de var. Orijinali Hint, Pakistan, Nepal yörelerinden geliyor. Buraya nasıl gelmiş, ya da oraya nasıl gitmiş olduğuna dair pek bilgi yok. Bildiğimiz gözlemenin içine bir sürü acı/tatlı sos konulduğunu ve yumurta kırıldığını düşünün. Güvenli bir atıştırmalık.

Yerel Bira ‘Nile’, %5.6 alkol ile güçlü ve sert bir lager birası 3500 Şilin. Ağır likörlerin her çeşidini de bulmak mümkün. Yine bir İngiliz geleneği cin çok tüketiliyor ve kendi ürettikleri yerel markaları var.
Görülmesi gereken yerler:

1 Entebbe
Entebbe’de görülecek en önemli yer, Uganda Doğal Hayat Parkı ve Eğitim Merkezi. İngilizler, Uganda’yı ilk işgallerinde burayı idari merkez olarak kullanmış. Sonrasında hayvanların doğal hayatlarında yaşadığı kafessiz bir hayvanat bahçesi, üretim, rehabilitasyon ve eğitim merkezine dönüştürülmüş.

Burası hayvanların kafesler içinde tutulduğu klasik bir hayvanat bahçesi değil. Örneğin yaklaşık 1kilo metrelik orman yürüyüşünde kelebekleri, kuşları, kertenkeleleri izleyip, gergedan, fil, aslan, çita, vaşak, antilop, zebra, devekuşu gibi diğer hayvanları doğal ortamlarında gözleyebilirsiniz.

Şempanzeleri oturup izleyince, davranışlarına pek de şaşırmıyor insan. Alan hâkimiyetini kurup kimseyi o alana yaklaştırmayanlar, grubun komiği, şakacıları, ağır abileri, çocuğunu koruyan anneler, bir köşeye çekilip sessizce uyuklayanlar, yemek dağıtımı sırasında saldırganlaşanlar kendi dışındakilerin yemeğine sulananlar, hiçbir şey yapmayıp payına düşeni kabul edenler… Aynı insanoğlu!

2 Ekvator Çizgisi
Kampala’nın yaklaşık 70km. güneyinden ekvator çizgisi geçiyor. Yaşı geçkin olanlar hatırlar, 7’den 77’ye de Barış Manço’nun yaptığı ‘ekvator’ testini burada yapabilirsiniz. Kuzey’de saat yönüne dönen su, Güney’de saat yönünün tersine dönüyor ve sadece bir adım atarak Güney’den Kuzey’e geçiyorsunuz.

Ekvator Çizgisi’ne varmak için, Kampala içindeki ‘New Taxi’ otogarına gitmelisiniz. Masaka yönüne giden otobüsler şansınız varsa 2.5-3 saatte sizi ‘Ekvaktor Çizgisi’ne ulaştıracaktır..

Ekvator Çizgisi, yol kenarında bir mola yeri gibi işaretlenmiş, çevresinde temiz, güzel 3-4 tane lokanta ve hediyelik eşya dükkânları var. Burada isterseniz size yukarıdaki su testini yapacak ve bir de sertifika verecek birileri var ama kendiniz de kolayca yapabilirsiniz. Burada 1-1.5 saat geçirebilirsiniz. Kahve içip bir şeyler atıştırmak için en dipteki kırmızı badanalı kafeyi öneririm. Kahvesi çok lezzetli ve kazandıkları parayı çocukların AIDS/HIV tedavisinde kullanıyorlarmış.

3 Kampala – Mengo Sarayı
“İnsanlara liderlerini sevmeyi öğretmelisiniz” demiş İdi Amin ama kullandığı yöntemler yüzünden kendi halkı tarafından hiç de sevilmemiş.

Kampala’da, 1971-79 arasında Devlet Başkanlığı yapan İdi Amin’in izini de aradık. “Uganda Kasabı” olarak bilinen Idi Amin Dada despotik, vahşi yöntemleriyle tanınan, Afrika’nın özgürleşme dönemlerinde yaşamış en ünlü ve bilinen diktatörüydü. Amin 1971’de darbe ile başa geldiğinde, 8 yıllık dönemde 100,000 – 500,000 arasında muhalifi öldürdüğü ya da işkenceden geçirdiği biliniyor.

Mengo Palace bu izleri görmek için gidilecek çok üzücü bir yer. Modern görünümlü bir saray ve mimarisi İngilizlerin hediyesi. Burayı önemli yapan, sarayın altındaki zindan odaları. İdi Amin sonrasında Başkan Obote tarafından da aynı günahlar için kullanılmış. Kurbanlar gözleri bağlı olarak getirilip, saatler boyu yürütülürmüş ki hala sarayın içinde ve Kampala’da olduklarını bilmesinler diye. İşkencehaneler birkaç katlı ve su ile çevrili, bot ile geçiliyor, önlem olarak suya elektrik veriliyor. Zanzibar’daki köle odalarına benziyor. Açlık, susuzluk var, oksijen yok. Kendini elektrikli suya atıp intihar eden çok olmuş. Duvarlarda notlar var “Obote, beni öldürdün ama ya çocuklarım!”

4 Nil’in Kaynağı
Uganda’nın güneyindeki Jinja, Nil Nehri’nin kaynağının olduğu kasabanın adı. Coronation Park’da burayı keşfeden İngiliz kaşif John Hanning Speke için yapılan küçük bir bahçe ve anıt var. Gölün altındaki faylardan su çıkıyor ve bu sular Nil’in %2sini oluşturuyor, %98’i de Victoria gölünden geliyor. Buraya günübirlik gelip, rafting yapmak ya da birkaç gece konaklayarak çevre gezileri de yapmak mümkün.

Uganda; insanları, coğrafyası ve kültürü ile güzel bir ülke. Dikkat etmek koşulu ile güvenli de bir ülke. Hayatın daha yavaş yaşandığı, yerellerle kaynaştığınız ölçüde daha çok tat alacağınız bir coğrafya. Uganda’yı diğer birçok Afrika ülkesi gibi, Avrupa ve Amerika’dan ayıran tarafı ise şehir turizminden çok, doğa turizmine yönelmiş olması. Daha uzun ve geniş planlanmış bir Afrika turunun içinde kesinlikle yer alması gerekiyor.

Cüneyt Göksu